ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

03 - MÜBAREK EMANET

Şakk-ı sadr hadisesi

 

Halime Hatun der ki: Bir gün Server-i âlem,

Sallallahü aleyhi ve alihi ve sellem,

 

Bana sual etti ki: (Gündüz saatleri hep,

Kardeşlerim, ortada gözükmez, neden acep?)

 

Dedim: (Koyun gütmeye giderler gündüzleri.

Ancak gece olunca, dönerler eve geri.)

 

Dedi: (Gönder beni de, onlar ile gideyim.

Her gün kardeşlerimle, ben de koyun güdeyim.)

 

Bir nice bahaneler sürsem de ileriye,

Sonradan (Peki!) dedim, hoş olsun gönlü diye.

 

Ertesi gün, saçını tarayıp göz nurum’un,

Onu da gönderdim ki, olmasın kalbi mahzun.

 

Bir gün öğle üzeri, süt kardeşi Abdullah,

Telaşla geldi eve hem ederek ah-ü vah.

 

Dedi ki: (Çok acele, koş yetiş anneciğim!

Şu anda zor durumda o Kureyşî kardeşim.

 

Zira koyun güderken biz Onunla beraber,

Gökten, yeşiller giymiş, iki kimse geldiler.

 

Yanımızdan alarak kardeşimi aniden,

Bir tepenin üstüne götürdüler acilen.

 

Arkası üzerine bir yere yatırdılar.

Dikkat ettim, karnını bıçak ile yardılar.

 

Size haber vermeye gelirken ben bu hali, 

Kureyşî kardeşimin böyle idi ahvali.

 

Anneciğim ne olur, çok acele gidelim.

Yetişip, kardeşime bir yardım eyleyelim.)

 

Kan beynime sıçradı, o bunları deyince.

Seğirterek, oraya vasıl olduk hemence.

 

Mübarek başı ile, yüzünü öpüp derhal,

Dedim: (Ey gözlerimin nuru oğlum, bu ne hal?

 

Bu, ne garip iştir ki, geldi senin başına.

Seni kimler rahatsız ediyor, söyle bana?)

 

Dedi: (Biz evden çıkıp, koyun güdüyor iken,

Gökten, yeşiller giymiş iki zat geldi birden.

 

Gümüşten ibrik vardı, birisinin elinde.

Ve zümrütten bir leğen var idi diğerinde.

 

Kardan beyaz bir şeyle dolu idi o leğen.

Ve beni, dağ başına götürdü onlar hemen.

 

Biri, arkam üzeri yatırdı beni yere.

Göğsümü yardıysa da, acımadı bir zerre.

 

İçinde ne var ise, eli ile alarak,

Leğendeki o şeyle yıkadı tam olarak.

 

Öbürü de kalbimi dışarıya çıkarttı.

İçinden siyah bir şey çıkarıp yere attı.

 

Dedi: (Sende, şeytanın bu idi ki nasibi,

Onu biz söküp attık ey Allah’ın Habibi!

 

Onun bu yuvasını çıkararak sinenden,

Emin kıldık seni biz, şeytanın hiylesinden.)

 

Sonra latif bir şeyle, kalbimi doldurdular.

Nurdan bir mühür ile, bir de mühür vurdular.

 

Yardıkları o yere, elini sürdü biri.

Yaram iyileşerek, kalmadı hiç eseri.

 

Sonra el ve yüzümü, tazim ile öptüler.

Az önce ayrılarak, göğe doğru gittiler.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan