ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

22 - SÜLEYMÂN ALEYHİSSELÂM

HÜDHÜD KUŞU VE BELKIS

 

"Süleymân Peygamber" ki, hem de büyük sultândı.

Ve Mescid-i Aksâ’nın binâsını yapandı.

 

İnşâ tamâmlanınca, karâr verip bu defâ,

Yöneldi ordusuyla Beytullah’ı tavâfa.

 

İleri gelenlere buyurdu ki o yerde:

(Burada bir Peygamber çıkacaktır ilerde.

 

Nebîlerin sonu ve Allahın Habîbidir.

Ona îmân edenler ne kadar tâlihlidir.)

 

Orada kurbân kesip, yaptı hem çok ibâdet.

Yemen taraflarına etti sonra hareket.

 

San'aya vardığında, namâz kılmak üzere,

Alçalıp, ordusuyla indi yeşil bir yere.

 

“Hüdhüd kuşu” vardı ki, emrine itâatkâr,

Yükseklere çıkarak, etrâfa kıldı nazar.

 

İlerde, yeşillikli bahçeler görüp indi.

O yerler, “Belkıs” denen kadın melîkenindi.

 

Bir başka Hüdhüd ile karşılaştı o yerde.

Sordu buna: (Sen kimsin, yerin yurdun nerede?)

 

Dedi: (Pâdişâhımız Süleymân Peygamberin,

Haşmetli ordusunda vazîfeli bir erim.

 

O, öyle sultândır ki, insan ve hayvanlara,

Hükmeder cinler ile, şu esen rüzgârlara.)

 

O dedi: (Sultânınız güçlü imiş bayağı.

Bizim melîkemiz de değil ondan aşağı.

 

Bütün Yemen diyârı hep onun emrindedir.

İstersen göstereyim bu yeri sana bir bir.)

 

Dedi: (Olur ve lâkin ben buraya gelirken,

Müsâde almamıştım bizim melîkimizden.

 

Su için beni arar ve bulamazsa şâyet,

Derhâl cezâlandırır, korkarım ondan gâyet.)

 

"Orduya su bulmak”tı Hüdhüd’ün vazîfesi.

Nerde su olduğunu anlardı onun hissi.

 

Keşfedince, iner ve o yeri gagalardı.

Cinler gelip kazarak, suyu çıkarırlardı.

 

Hakîkaten o yerde, ihtiyâç oldu suya.

Ve Süleymân Peygamber sordu onu orduya.

 

Lâkin onun yerini kimse bilemiyordu.

Bu sefer "Akbaba"yı çağırıp ona sordu.

 

O dahî arzedince bir şey bilmediğini,

Anladı müsâdesiz uzağa gittiğini.

 

Ona gadaplanarak, buyurdu ki bu defâ:

(Gelince, vereceğim ona büyük bir cezâ.)

 

Kuşların efendisi, bir “Ukab kuşu” vardı.

Bu sefer de o kuşu huzûruna çağırdı.

 

Buyurdu ki: (O Hüdhüd, nerdeyse şimdi şâyet,

Onu bul ve acele yanıma edin avdet.)

 

(Baş üstüne!) diyerek, havalandı ânında.

Yükseklerden aradı onu dört bir yanında.

 

O ise ayrılmış ve geliyordu ilerden.

Gördü onu, telâşla kendisine gelirken.

 

Yaklaşınca dedi ki: (Ey Hüdhüd, nerde idin?

Sana cezâ verecek, izinsiz niye gittin?)

 

Hüdhüd bunu duyunca, kederlendi, üzüldü.

"Süleymân Peygamber"in tarafına süzüldü.

 

Bu sefer de Akbaba ve sâir bütün kuşlar,

Üzgün bir vaziyette onu karşıladılar.

 

Dediler: (Yazık sana, niçin gittin izinsiz?

Sana, büyük bir cezâ verecek melîkimiz.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan