|
04 - ÖLÜM ve AHİRET
15 - Kabir Sualleri
İmam-ı Gazali (Rahmetullahi Aleyh)
Kabirdeki nimetler
Ubade
bin Samit’den edilir ki rivayet:
Kim Kur’an-ı kerimi ederse çok tilavet,
Vakta
ki o müslüman, gelse ölüm anına,
Kur’an
dahi, acilen gelir onun yanına.
Ne zaman ki o mevta yıkanıp kefenlenir,
Kur’an-ı
kerim dahi, hep o kimse iledir.
Vakta
ki tekfin bitip, giderken kabristana,
Gelip girer, göğsüyle kefeni arasına.
Kabre konulduğunda, az sonra Münker-Nekir,
Adında iki melek, o kabre geliverir.
Kabir suallerini sorarken o mevtaya,
Kur’an
çıkıp yerinden, gelip girer araya.
Melekler ona der ki: (Sen çık ki
aramızdan,
Biz sual soracağız bu kimseye bu zaman.)
Meleklere cevaben, Kur’an-ı kerim dahi,
Der ki: (Ben, bu kimseden ayrılamam
Vallahi.
Çünkü çok okuyordu, o beni hayatında.
Ben de garip bırakmam onu garip anında.)
Fasıklardan
birisi, etmişti bir gün vefat.
Rüyada gördü onu, hal ehli, iyi bir zat.
Azaplar içindeydi, hüzün çöktü kalbine.
Aradan zaman geçti, rüyada gördü yine.
Baktı ki hali iyi, sevinip buna derhal,
(Hikmeti nedir?) diye eyledi ondan sual.
O dedi: (Yanımıza geldi bir mübarek zat.
O gelince, azaptan kurtulup oldum rahat.)
Mevta, kabirlerinde görür ve işitirler.
Ziyaret edenleri görür, tanır, bilirler.
Zira Peygamberimiz buyurdular ki yine:
(Bir kimse
vefat edip, konulunca kabrine,
Defin işi
bitip de, dağılırken insanlar,
Halkın ayak
sesini, kabrinden o da duyar.)
Bedir’de öldürülen yetmiş kadar kâfirin,
Hepsini, bir çukura doldurdu eshap o gün.
Bundan birkaç gün sonra, Allah’ın
Sevgilisi,
O çukurun başına gelip durdu kendisi.
Her birinin adını söyleyip birer birer,
O çukurdakilere şöyle hitap ettiler:
(Ben, kavuştum
Rabbimin vadettiği zafere.
Siz de,
kavuştunuz mu azap ve elemlere?)
Sordu hazret-i Ömer: (Ey Hakkın
Peygamberi!
Çürümüş leşlere mi söylersin bu sözleri?)
Buyurdu ki:
(Ya Ömer, yemin ederim ki, siz,
Beni, onlardan
fazla duyucu değilsiniz.)
|