ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - ÖLÜM ve AHİRET

15 - Kabir Sualleri

İmam-ı Gazali (Rahmetullahi Aleyh)

 

Kabirdeki nimetler

 

Ubade bin Samit’den edilir ki rivayet:

Kim Kur’an-ı kerimi ederse çok tilavet,

 

Vakta ki o müslüman, gelse ölüm anına,

Kur’an dahi, acilen gelir onun yanına.

 

Ne zaman ki o mevta yıkanıp kefenlenir,

Kur’an-ı kerim dahi, hep o kimse iledir.

 

Vakta ki tekfin bitip, giderken kabristana,

Gelip girer, göğsüyle kefeni arasına.

 

Kabre konulduğunda, az sonra Münker-Nekir,

Adında iki melek, o kabre geliverir.

 

Kabir suallerini sorarken o mevtaya,

Kur’an çıkıp yerinden, gelip girer araya.

 

Melekler ona der ki: (Sen çık ki aramızdan,

Biz sual soracağız bu kimseye bu zaman.)

 

Meleklere cevaben, Kur’an-ı kerim dahi,

Der ki: (Ben, bu kimseden ayrılamam Vallahi.

 

Çünkü çok okuyordu, o beni hayatında.

Ben de garip bırakmam onu garip anında.)

 

Fasıklardan birisi, etmişti bir gün vefat.

Rüyada gördü onu, hal ehli, iyi bir zat.

 

Azaplar içindeydi, hüzün çöktü kalbine.

Aradan zaman geçti, rüyada gördü yine.

 

Baktı ki hali iyi, sevinip buna derhal,

(Hikmeti nedir?) diye eyledi ondan sual.

 

O dedi: (Yanımıza geldi bir mübarek zat.

O gelince, azaptan kurtulup oldum rahat.)

 

Mevta, kabirlerinde görür ve işitirler.

Ziyaret edenleri görür, tanır, bilirler.

 

Zira Peygamberimiz buyurdular ki yine:

(Bir kimse vefat edip, konulunca kabrine,

 

Defin işi bitip de, dağılırken insanlar,

Halkın ayak sesini, kabrinden o da duyar.)

 

Bedir’de öldürülen yetmiş kadar kâfirin,

Hepsini, bir çukura doldurdu eshap o gün.

 

Bundan birkaç gün sonra, Allah’ın Sevgilisi,

O çukurun başına gelip durdu kendisi.

 

Her birinin adını söyleyip birer birer,

O çukurdakilere şöyle hitap ettiler:

 

(Ben, kavuştum Rabbimin vadettiği zafere.

Siz de, kavuştunuz mu azap ve elemlere?)

 

Sordu hazret-i Ömer: (Ey Hakkın Peygamberi!

Çürümüş leşlere mi söylersin bu sözleri?)

 

Buyurdu ki: (Ya Ömer, yemin ederim ki, siz,

Beni, onlardan fazla duyucu değilsiniz.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan