|
04 - ÖLÜM ve AHİRET
14 - Mevtaya Gelen
Sesler
İmam-ı Gazali (Rahmetullahi Aleyh)
Evliyânın büyüklerinden ve
İslâm âlimlerinin en meşhûrlarından. İsmi, Muhammed bin Muhammed; künyesi, Ebû
Hâmid; lakabı Hüccetü'l-İslâm ve Zeynüddîn'dir. Tûsî ve Gazâlî diye de meşhûr
olmuştur. 1058 (H.450) senesinde İran'ın Tûs şehrinde doğdu. 1111 (H.505)
senesinde Tûs'ta vefât etti. Kabri Taberân denilen yerdedir.
Ölüm,
dostu dosta kavuşturan bir köprüdür. (Hadis-i şerif)
Saadet
sahibi o kimsedir ki, Azrail aleyhisselam gelip, (Korkma, Erhamürrahimine
gidiyorsun. Büyük devlete kavuşuyorsun) der. (Kelam-ı
kibar)
Mevtaya gelen sesler
Facirlerin
ruhları, şiddet ile alınır.
Yüzleri, Ebu Cehil karpuzunu andırır.
Melekler ona der ki: (Ey habis ruh, haydi
çık!
Bu habis bedenini, cesedi terk et artık.)
O an kâfirin ruhu merkep gibi bağırır.
Ve hazret-i Azrail, onu eline alır.
Sonra da, teslim eder onu bir zebaniye.
Yani verir o ruhu, bir azap meleğine.
Yüzü çok çirkin olup, simsiyahtır abası.
Dünyada her kokudan kerihtir rayihası.
Cibril aleyhisselam, o ruh ile yükselir.
Ve dünya semasının birincisine gelir.
Sorulur ki: (Sen kimsin ve kim vardır
yanında?)
Der ki: (Ben Cebrail’im, filan kâfirdir
bu da.)
Melekler işitince, o kâfirin adını,
Şöyle deyip açmazlar, semanın kapısını.
(Bir deve, geçmedikçe, iynenin
deliğinden,
Bu gibiler, Cennete giremezler katiyen.)
Ruh bedenden çıkınca, kendisine, semadan,
Bir münadi, şöylece nida eder o zaman:
(Ey Ademoğlu, sen mi terk ettin bu
faniyi?
Yoksa, dünya mı seni terk etti böyle
ani?)
Bir nida daha gelir sonra gasilhanede.
Der ki: (Ey Ademoğlu, kuvvetin hani,
nerde?
Nerde güçlü bedenin, seni kim zaifletti?
Nerede o dostların, hepsi de terk mi
etti?)
Sonra kefenlenirken, yine gelir bir nida.
Der ki: (Ey Ademoğlu, çıkıyorsun bir
yola.
Hiç dönmemek üzere, evinden gidiyorsun.
İlk kez tahta bir at’a, tabuta
biniyorsun.)
Teneşire konurken, bir nida gelir yine.
Der ki: (Ey Ademoğlu, gidiyorsun kabrine.
İmanın varsa eğer, sana müjdeler olsun.
Yok eğer kâfir isen, kötüdür senin
sonun.)
Musallaya konunca, şöyle nida edilir:
(Dünyada ne yaptıysan, karşına gelir bir
bir.
Eğer hayır yaptıysan, onun mükafatını,
Yok günah işlediysen, bulursun cezasını.)
Kabristana girince, denir ki ona artık:
(Ey kişi, mezar için getirdin mi bir
azık?
Çok karanlık bir yerdir gireceğin bu
kabir.
Onu aydınlatacak ışığın var mı ki bir?)
Kabire
konduğunda, seslenir ona mezar.
Der ki: (Ey Ademoğlu, kıldın mı bende
karar?
Dün, benim üzerimde gülüyor, oynuyordun.
Şimdi benim içimde, ne için ağlar oldun?
Konuşup duruyordun, üstümde bülbül gibi.
Şimdi sesin çıkmıyor, acaba sebep ne ki?)
|