ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - ÖLÜM ve AHİRET

14 - Mevtaya Gelen Sesler

İmam-ı Gazali (Rahmetullahi Aleyh)

Evliyânın büyüklerinden ve İslâm âlimlerinin en meşhûrlarından. İsmi, Muhammed bin Muhammed; künyesi, Ebû Hâmid; lakabı Hüccetü'l-İslâm ve Zeynüddîn'dir. Tûsî ve Gazâlî diye de meşhûr olmuştur. 1058 (H.450) senesinde İran'ın Tûs şehrinde doğdu. 1111 (H.505) senesinde Tûs'ta vefât etti. Kabri Taberân denilen yerdedir.

Ölüm, dostu dosta kavuşturan bir köprüdür. (Hadis-i şerif) 

Saadet sahibi o kimsedir ki, Azrail aleyhisselam gelip, (Korkma, Erhamürrahimine gidiyorsun. Büyük devlete kavuşuyorsun) der. (Kelam-ı kibar) 

 

Mevtaya gelen sesler

 

Facirlerin ruhları, şiddet ile alınır.

Yüzleri, Ebu Cehil karpuzunu andırır.

 

Melekler ona der ki: (Ey habis ruh, haydi çık!

Bu habis bedenini, cesedi terk et artık.)

 

O an kâfirin ruhu merkep gibi bağırır.

Ve hazret-i Azrail, onu eline alır.

 

Sonra da, teslim eder onu bir zebaniye.

Yani verir o ruhu, bir azap meleğine.

 

Yüzü çok çirkin olup, simsiyahtır abası.

Dünyada her kokudan kerihtir rayihası.

 

Cibril aleyhisselam, o ruh ile yükselir. 

Ve dünya semasının birincisine gelir.

 

Sorulur ki: (Sen kimsin ve kim vardır yanında?)

Der ki: (Ben Cebrail’im, filan kâfirdir bu da.)

 

Melekler işitince, o kâfirin adını,

Şöyle deyip açmazlar, semanın kapısını.

 

(Bir deve, geçmedikçe, iynenin deliğinden,

Bu gibiler, Cennete giremezler katiyen.)

 

Ruh bedenden çıkınca, kendisine, semadan,

Bir münadi, şöylece nida eder o zaman:

 

(Ey Ademoğlu, sen mi terk ettin bu faniyi?

Yoksa, dünya mı seni terk etti böyle ani?)

 

Bir nida daha gelir sonra gasilhanede.

Der ki: (Ey Ademoğlu, kuvvetin hani, nerde?

 

Nerde güçlü bedenin, seni kim zaifletti?

Nerede o dostların, hepsi de terk mi etti?)

 

Sonra kefenlenirken, yine gelir bir nida.

Der ki: (Ey Ademoğlu, çıkıyorsun bir yola.

 

Hiç dönmemek üzere, evinden gidiyorsun.

İlk kez tahta bir at’a, tabuta biniyorsun.)

 

Teneşire konurken, bir nida gelir yine.

Der ki: (Ey Ademoğlu, gidiyorsun kabrine.

 

İmanın varsa eğer, sana müjdeler olsun.

Yok eğer kâfir isen, kötüdür senin sonun.)

 

Musallaya konunca, şöyle nida edilir:

(Dünyada ne yaptıysan, karşına gelir bir bir.

 

Eğer hayır yaptıysan, onun mükafatını,

Yok günah işlediysen, bulursun cezasını.)

 

Kabristana girince, denir ki ona artık:

(Ey kişi, mezar için getirdin mi bir azık?

 

Çok karanlık bir yerdir gireceğin bu kabir.

Onu aydınlatacak ışığın var mı ki bir?)

 

Kabire konduğunda, seslenir ona mezar.

Der ki: (Ey Ademoğlu, kıldın mı bende karar?

 

Dün, benim üzerimde gülüyor, oynuyordun.

Şimdi benim içimde, ne için ağlar oldun?

 

Konuşup duruyordun, üstümde bülbül gibi.

Şimdi sesin çıkmıyor, acaba sebep ne ki?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan