ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - ÖLÜM ve AHİRET

11 - Mahşerdeki Dünya

Ebülleys-i Semerkandi (Rahmetullahi Aleyh)  

Ehli sünnet alimlerinin en büyüklerinden ve hanefi mezhebi imamlarından. İsmi, Nasr bin Muhammed bin ahmed bin ibrahim es-Semerkandî olup, künyesi Ebülleys’dir. Lakabı, İmam-ül Hüdâ, ve Fakîh’dir. 373 (m. 983) senesi cemazil ahir ayında vefat etti. Ebu Cafer Hinduvani’nin talebesidir. Hocalarının silsilesi, Ebu Yusuf hazretlerine ulaşır.

Bir adamın dinini, ancak kabri korur. (Kelam-ı kibar) 

 

Mahşerdeki dünya

 

Ebülleys Semerkandi, âlim ve veli bir zat.

Bir gün (dünya) hakkında, şöyle verdi izahat:

 

Rabbimiz bu dünyaya, suret verip mahşerde,

Bulundurur herkesin göreceği bir yerde.

 

Saçları darma dağın, birbirine karışmış.

Gözleri mosmor olup, dili dışarı sarkmış.

 

Sivri köpek dişleri uzamış dışarıya.

Kara, çirkin suratlı, benzer koca karıya.

 

O gün, mahşer halkına nida eder bir melek:

(Bunu tanır mısınız, bilen var mı?) diyerek.

 

Derler ki: (Hiç görmedik ve asla tanımayız.

Onu tanımaktan da Allah’a sığınırız.)

 

Melek der: (Ey insanlar, bilirsiniz siz bunu.

Yine de tanıtayım bunun kim olduğunu.

 

Uğrunda kavga eder, hani dövüşürdünüz.

Hani birbirinizi vurup öldürürdünüz.

 

En büyük arzunuzdu onu ele geçirmek.

Uğrunda mubah idi sizce günah işlemek.

 

Hani övünürdünüz, onu elde edince.

O yolda çok yalanlar söylerdiniz bir nice.

 

Sizi, âlimleriniz ederdi de çok ikaz,

Siz kulak vermezdiniz onlara lakin biraz.

 

İşte ey ehl-i mahşer, bunu görürsünüz ya,

Çoğunuzu aldatan budur o fani dünya.)

 

Sonra da Cehennemden zebaniler gelerek,

Ateşe götürürler onu sürükleyerek.

 

Lakin o, Cehenneme yol alırken, bu sefer,

Bazı şeyler söyler ki, işitir ehl-i mahşer.

 

Der ki: (Götürüyorlar ya Rabbi beni, fakat,

Hani beni çok sevip aşık olan cemaat?

 

Bana tâbi olup da, ardım sıra gelenler,

Hani seni bırakıp, bana gönül verenler?

 

Dün kimler geldi ise benim ile peş peşe,

Onlar da, ardım sıra atılsınlar ateşe.)

 

Onlar, mahşer içinden seçilip ayrılırlar.

Dünya ile birlikte ateşe atılırlar.

 

Ve lakin bakarlar ki, şeytan dahi ateş’te.

Toplanıp, bulunurlar ona çok serzenişte.

 

Derler: (Senin yüzünden bu bela geldi esas.

Bir şey yap da, bizleri buradan eyle halas.)

 

O der ki: (Suçu neden bana yükletirsiniz?

Beni görmüş müydünüz dünyada acaba siz?

 

Siz, suçtan kendinizi tutuyorsunuz hariç.

Peki, bunda sizin de suçunuz yok mudur hiç?

 

Siz niçin dininizi etmediniz hiç merak?

Ve niçin âlimlerden dururdunuz hep uzak?

 

Siz, kendi kendinizi attınız bu azaba.

Suçu, niçin üstüme atarsınız acaba?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan