|
04 - ÖLÜM ve AHİRET
11 - Mahşerdeki Dünya
Ebülleys-i Semerkandi (Rahmetullahi Aleyh)
Ehli sünnet alimlerinin en
büyüklerinden ve hanefi mezhebi imamlarından. İsmi, Nasr bin Muhammed bin
ahmed bin ibrahim es-Semerkandî olup, künyesi Ebülleys’dir. Lakabı, İmam-ül
Hüdâ, ve Fakîh’dir. 373 (m. 983) senesi cemazil ahir ayında vefat etti. Ebu
Cafer Hinduvani’nin talebesidir. Hocalarının silsilesi, Ebu Yusuf hazretlerine
ulaşır.
Bir
adamın dinini, ancak kabri korur. (Kelam-ı kibar)
Mahşerdeki dünya
Ebülleys
Semerkandi, âlim ve veli bir zat.
Bir gün (dünya) hakkında, şöyle verdi
izahat:
Rabbimiz bu dünyaya, suret verip
mahşerde,
Bulundurur herkesin göreceği bir yerde.
Saçları darma dağın, birbirine karışmış.
Gözleri mosmor olup, dili dışarı sarkmış.
Sivri köpek dişleri uzamış dışarıya.
Kara, çirkin suratlı, benzer koca karıya.
O gün, mahşer halkına nida eder bir
melek:
(Bunu tanır mısınız, bilen var mı?)
diyerek.
Derler ki: (Hiç görmedik ve asla
tanımayız.
Onu tanımaktan da Allah’a sığınırız.)
Melek der: (Ey insanlar, bilirsiniz siz
bunu.
Yine de tanıtayım bunun kim olduğunu.
Uğrunda kavga eder, hani dövüşürdünüz.
Hani birbirinizi vurup öldürürdünüz.
En büyük arzunuzdu onu ele geçirmek.
Uğrunda mubah idi sizce günah işlemek.
Hani övünürdünüz, onu elde edince.
O yolda çok yalanlar söylerdiniz bir
nice.
Sizi, âlimleriniz ederdi de çok ikaz,
Siz kulak vermezdiniz onlara lakin biraz.
İşte ey ehl-i mahşer, bunu görürsünüz ya,
Çoğunuzu aldatan budur o fani dünya.)
Sonra da Cehennemden zebaniler gelerek,
Ateşe götürürler onu sürükleyerek.
Lakin o, Cehenneme yol alırken, bu sefer,
Bazı şeyler söyler ki, işitir ehl-i
mahşer.
Der ki: (Götürüyorlar ya Rabbi beni,
fakat,
Hani beni çok sevip aşık olan cemaat?
Bana tâbi olup da, ardım sıra gelenler,
Hani seni bırakıp, bana gönül verenler?
Dün kimler geldi ise benim ile peş peşe,
Onlar da, ardım sıra atılsınlar ateşe.)
Onlar, mahşer içinden seçilip ayrılırlar.
Dünya ile birlikte ateşe atılırlar.
Ve lakin bakarlar ki, şeytan dahi
ateş’te.
Toplanıp, bulunurlar ona çok serzenişte.
Derler: (Senin yüzünden bu bela geldi
esas.
Bir şey yap da, bizleri buradan eyle
halas.)
O der ki: (Suçu neden bana yükletirsiniz?
Beni görmüş müydünüz dünyada acaba siz?
Siz, suçtan kendinizi tutuyorsunuz hariç.
Peki, bunda sizin de suçunuz yok mudur
hiç?
Siz niçin dininizi etmediniz hiç merak?
Ve niçin âlimlerden dururdunuz hep uzak?
Siz, kendi kendinizi attınız bu azaba.
Suçu, niçin üstüme atarsınız acaba?)
|