ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - ÖLÜM ve AHİRET

10 - Sen de Öleceksin

Behaeddin-i Buhari (Kuddise Sirruh)  

Evliyânın büyüklerinden ve müslümanların gözbebeği olan yüksek âlimlerden. Seyyid olup insanları Hakka dâvet eden, doğru yolu göstererek saâdete kavuşturan ve kendilerine "Silsile-i aliyye" denilen büyük âlim ve velîlerin on beşincisidir. Muhammed Bâbâ Semmâsî ile Emîr Külâl'in talebesidir. İsmi, Muhammed bin Muhammed'dir. Behâeddîn ve Şâh-ı Nakşibend gibi lakabları vardır. Allahü teâlânın sevgisini kalplere nakşettiği için, "Nakşibend" denilmiştir. 1318 (H.718) senesinde Buhârâ'ya beş kilometre kadar uzakta bulunan Kasr-ı Ârifân'da doğdu. 1389 (H.791)'da Kasr-ı Ârifân'da Rebî'ul-evvel ayının üçünde Pazartesi günü vefât etti. Kabri oradadır. İslâm âlimlerinin en meşhûrlarından olup, tasavvufta en yüksek derecelere ulaşmıştır. Zamânında ve kendinden sonraki asırlarda onun sebebi ile pekçok insan, hidâyete, doğru yola kavuşmuştur. 

 

Vefatı

 

Behaeddin Buhari devrinde salih bir zat,

Şeyh Nureddin Halveti, etmişti Hakka vuslat.

 

Behaeddin Buhari, bazı talebesiyle,

Bu eve teşrif etti taziye gayesiyle.

 

Lakin gidip gördü ki, içerde bir kısım halk,

Feryat figan ediyor, seslice ağlayarak.

 

Onlara buyurdu ki: (Sesli ağlamayınız.

Zira eziyet verir ona böyle yapmanız.)

 

Sonra talebesine buyurdu: (Siz de, sakın,

Ben vefat ettiğimde, böyle şeyler yapmayın.)

 

Vakta ki Behaeddin Buhari hazretleri,

Bir ara hastalanıp, bozuldu sıhhatleri.

 

Ölüm hastalığıydı, vakıf oldu o buna.

Çekildi o gün artık hususi odasına.

 

Vefatlarına kadar çıkmadı o odadan.

Lakin talebesiyle görüşürdü her zaman.

 

Son nefesine kadar hatta o mübarek zat,

Gösterdi herbirine çok ilgi ve iltifat.

 

Birisi anlatır ki: Vefat eylediği gün,

Bir ara, huzuruna girmiştim o büyüğün.

 

O çetin anda bile, bizleri düşünerek,

Buyurdu ki: (Sofrayı getirip yiyin yemek.)

 

Yerine gelsin diye onun bu emirleri,

Biraz yiyip, sofrayı götürdüm yine geri.

 

Lakin vakıf olunca sofranın gittiğine,

Buyurdu ki: (Sofrayı getirip yiyin yine.)

 

Ben yine biraz yiyip, götürdüm tekrar geri.

Lakin o, tam üç defa tekrar etti bu emri.

 

Buyurdu: (İyi yiyip, iyi çalışmalıdır.

Zira hizmet ve taat, sıhhat ile yapılır.)

 

Talebesi içinden Alaeddin-i Attar,

Der ki: Son günlerinde, fakiri çağırdılar.

 

Huzuruna girince, buyurdu: (Alaeddin!

Benim için bir mezar kazın da hazır edin.)

 

(Peki efendim) deyip, ifa etti bu emri.

Gelip haber verdim ki: (Hazırdır kabir yeri.)

 

Sonradan hastalığı fazlalaştı daha da.

Vefat edeceğini anladık bu arada.

 

Ve Yasin-i şerifi okuduk biz bu sefer.

O da tekrar ederdi bizim ile beraber.

 

Biz Yasin-i şerifin yarısına gelince,

Odada bazı nurlar peyda oldu bir nice.

 

Ellerini yüzüne sürerek o büyük zat,

Kelime-i tevhidi söyleyip etti vefat.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan