|
04 - ÖLÜM ve AHİRET
10 -
Sen de Öleceksin
Behaeddin-i
Buhari (Kuddise Sirruh)
Evliyânın büyüklerinden ve
müslümanların gözbebeği olan yüksek âlimlerden. Seyyid olup insanları Hakka
dâvet eden, doğru yolu göstererek saâdete kavuşturan ve kendilerine "Silsile-i
aliyye" denilen büyük âlim ve velîlerin on beşincisidir. Muhammed Bâbâ Semmâsî
ile Emîr Külâl'in talebesidir. İsmi, Muhammed bin Muhammed'dir. Behâeddîn ve
Şâh-ı Nakşibend gibi lakabları vardır. Allahü teâlânın sevgisini kalplere
nakşettiği için, "Nakşibend" denilmiştir. 1318 (H.718) senesinde Buhârâ'ya beş
kilometre kadar uzakta bulunan Kasr-ı Ârifân'da doğdu. 1389 (H.791)'da Kasr-ı
Ârifân'da Rebî'ul-evvel ayının üçünde Pazartesi günü vefât etti. Kabri
oradadır. İslâm âlimlerinin en meşhûrlarından olup, tasavvufta en yüksek
derecelere ulaşmıştır. Zamânında ve kendinden sonraki asırlarda onun sebebi
ile pekçok insan, hidâyete, doğru yola kavuşmuştur.
Vefatı
Behaeddin
Buhari devrinde salih bir zat,
Şeyh Nureddin Halveti, etmişti Hakka
vuslat.
Behaeddin
Buhari, bazı talebesiyle,
Bu eve teşrif etti taziye gayesiyle.
Lakin gidip gördü ki, içerde bir kısım
halk,
Feryat figan ediyor, seslice ağlayarak.
Onlara buyurdu ki: (Sesli ağlamayınız.
Zira eziyet verir ona böyle yapmanız.)
Sonra talebesine buyurdu: (Siz de, sakın,
Ben vefat ettiğimde, böyle şeyler
yapmayın.)
Vakta
ki Behaeddin Buhari hazretleri,
Bir ara hastalanıp, bozuldu sıhhatleri.
Ölüm hastalığıydı, vakıf oldu o buna.
Çekildi o gün artık hususi odasına.
Vefatlarına kadar çıkmadı o odadan.
Lakin talebesiyle görüşürdü her zaman.
Son nefesine kadar hatta o mübarek zat,
Gösterdi herbirine çok ilgi ve iltifat.
Birisi anlatır ki: Vefat eylediği gün,
Bir ara, huzuruna girmiştim o büyüğün.
O çetin anda bile, bizleri düşünerek,
Buyurdu ki: (Sofrayı getirip yiyin
yemek.)
Yerine gelsin diye onun bu emirleri,
Biraz yiyip, sofrayı götürdüm yine geri.
Lakin vakıf olunca sofranın gittiğine,
Buyurdu ki: (Sofrayı getirip yiyin yine.)
Ben yine biraz yiyip, götürdüm tekrar
geri.
Lakin o, tam üç defa tekrar etti bu emri.
Buyurdu: (İyi yiyip, iyi çalışmalıdır.
Zira hizmet ve taat, sıhhat ile yapılır.)
Talebesi içinden Alaeddin-i Attar,
Der ki: Son günlerinde, fakiri
çağırdılar.
Huzuruna girince, buyurdu: (Alaeddin!
Benim için bir mezar kazın da hazır
edin.)
(Peki efendim) deyip, ifa etti bu emri.
Gelip haber verdim ki: (Hazırdır kabir
yeri.)
Sonradan hastalığı fazlalaştı daha da.
Vefat edeceğini anladık bu arada.
Ve Yasin-i şerifi okuduk biz bu sefer.
O da tekrar ederdi bizim ile beraber.
Biz Yasin-i şerifin yarısına gelince,
Odada bazı nurlar peyda oldu bir nice.
Ellerini yüzüne sürerek o büyük zat,
Kelime-i tevhidi söyleyip etti vefat.
|