|
04 - ÖLÜM ve AHİRET
09 - Kabir Konuşuyor
Abdülkadir-i Geylani (Kuddise Sirruh)
Evliyânın büyüklerinden.
Künyesi, Ebû Muhammed'dir. Muhyiddîn, Gavs-ül-a'zam, Kutb-i Rabbânî,
Sultân-ul-evliyâ, Kutb-i a'zam gibi lakabları vardır. İran'ın Geylân şehrinde
1078 (H.471)de doğdu. Babası Ebû Sâlih bin Mûsâ Cengîdost'tur. Hazret-i
Hasanın oğlu Hasan-ı Müsennâ'nın oğlu Abdullah'ın soyundandır. Annesinin ismi
Fâtıma, lakabı Ümm-ül-hayr olup seyyidedir. Bunun için Abdülkâdir Geylânî, hem
seyyid, hem şerîfdir. Hazret-i Hüseyin'in evladına seyyid, hazret-i
Hasan'ınkine şerîf denir. Abdülkâdir Geylânî hazretleri 1166 (H.561)'da
Bağdad'da vefât etti. Türbesi Bağdad'dadır. Ziyâret edilmekde, feyz ve
bereketlerine kavuşulmaktadır. Fıkıh ve hadîs ilimlerinde müctehid idi.
Kâdiriyye tarîkatının kurucusudur. Ehl-i sünnet îtikâdını ve din bilgilerini
her tarafa yaydı. Orta boylu, zayıf bünyeli, geniş göğüslü, ilm için
vefâkârlıkta emsâli az bulunur bir velî idi.
Niçin konuşmuyorsun?
Abdülkadir
Geylani, bir mahalden geçerken,
Gördü iki kimseyi, münakaşa ederken.
Birisi hıristiyan, müslümandı öteki.
Sordu: (Münakaşaya sebep olan şey ne ki?)
Müslüman arz eyledi: (Bu diyor ki
kininden:
Bizim peygamberimiz, üstündür
sizinkinden.
Ben ise, şiddet ile itiraz ediyorum.
Bizim Peygamberimiz, daha üstün diyorum.)
Abdülkadir
Geylani, dinleyip müslümanı,
İsbata
davet etti hıristiyan olanı.
Buyurdu ki: (Ey kişi, madem ki böyle
dersin,
Peki sen bu fikrini, nasıl isbat
edersin?)
Hıristiyan dedi ki: (Bizim peygamberimiz,
Ölüyü diriltiyor, o, üstündür şüphesiz.)
Buyurdu ki: (Ey kişi, ben peygamber
değilim.
Sadece o Resulün ümmetinden biriyim.
Eğer ben diriltirsem bir ölüyü ansızın,
Hazret-i Muhammed'e sen de inanır mısın?)
(İnanırım) deyince, buyurdu: (Öyle ise,
Çok eski, harab olmuş bir kabir göster
bize.)
Gösterdi hıristiyan ona eski bir kabir.
Gitti kabir yanına, esseyyid Abdülkadir.
Buyurdu: (Burda yatan, bir kadındır ve
hatta,
Şarkıcılık yaparmış hem de hal-i hayatta.
İster, şarkı söylerken onu ben
dirilteyim.
Yahut nasıl istersen söyle, öyle edeyim.)
Hıristiyan, buna hiç ihtimal vermeyerek,
Dedi: (Madem dirilsin, o şarkı
söyleyerek.)
Buyurdu ki: (Ey kişi, şunu da söyle peki.
Ölüyü diriltirken, ne derdi İsa Nebi?)
Dedi: (Bizim Peygamber, der idi ki: Ey
filan!
Allah'ın izni ile, diril kalk
mezarından.)
Abdülkadir
Geylani, dönüp hıristiyana,
Buyurdu: (Öyle ise, dikkat eyle bu yana.)
Gösterdiği mezara dikkatlice bakarak,
Buyurdu ki: (Allah'ın izni ile diril,
kalk!)
O anda, boydan boya yarıldı kabir birden.
Dirilip kalktı kadın, hem de şarkı
söylerken.
Bir müddet öyle kalıp, sonra da birden
bire,
Yine ölü olarak, giriverdi kabire.
Bu büyük kerameti görüp o hıristiyan,
Şehadeti
söyleyip, hemen oldu müslüman.
Sonra Gavs-ül a’zamın sarılıp ellerine,
O andan itibaren, girdi tam hizmetine.
|