|
04 - ÖLÜM ve AHİRET
09 - Kabir Konuşuyor
Ömer bin Abdülaziz (Rahmetullahi Aleyh)
Ölümü unutmayın
Ömer bin Abdül’aziz, birkaç arkadaşıyle,
Kabristana uğrayıp, ağladı göz yaşıyle.
Dedi: (Ey kardeşlerim, gördüğünüz
kabirler,
Ceddim Emevilere aittir hepsi birer.
Sanki hiç bu dünyaya gelip yaşamamışlar.
Dünya lezzetlerini, sanki hiç
tatmamışlar.
Şimdi toprak altında, hepsi çürümektedir.
Dökülen etlerini, böcekler yemektedir.)
Daha sonra hüzünle, yürüdü az ileri.
Buyurdu ki: (Dün gece, düşündüm ölüleri.
En sevdiğin bir dostun, vefat etse şu
anda,
Üç gün sonra halini, bir görsen
mezarında.
Gördüğün manzaradan, mutlak nefret
ederdin.
Tahammül edemeyip, hatta geri dönerdin.
Zira sen görürdün ki, mezarda kurt ve
böcek,
Kemirir bedenini, dayanmaz buna yürek.)
Ömer bin Abdül’aziz, sözünü bitirmeden,
Dehşete kapılarak, bayılıp düştü hemen.
Takva sahibi olup, çok ibadet yapardı.
Ahiret derdi ile, gün be gün zayıflardı.
Bir dostu, vakıf olup onun bu ahvaline,
Ziyaretine gelip, sordu ki: (Bu halin
ne?)
Cevaben buyurdu ki: (Bu halimde ne var
ki?
Eğer ömrüm biter de, ölümüm olsa vaki.
Birkaç gün geçtiğinde, gelsen ziyaretime,
Daha çok şaşırırdın, mezardaki halime.
Görürdün ki, gözlerim yanaklarıma akmış.
Dudaklarım dökülüp, dişlerim açık kalmış.
Yüzüm gözüm bulaşmış, cerahat ve irine.
Karnım şişip yayılmış, göğsümün üzerine.
Midem, bağırsaklarım dökülmüş topraklara.
Yem olmuş şu bedenim, böceklere,
kurtlara.
Sen şimdi bu halimi hayretle karşıladın.
Mezardaki halimi görseydin, ne yapardın?)
Birine mektup yazıp, buyurdu: (Biraderim,
Günahımdan ötürü, Rabbimden af dilerim.
Allahü teâlânın azabından korkunuz.
Kullara zulmetmekten dahi uzak durunuz.
Kim Cenneti isterse, kaçınsın
Cehennemden.
Düzeltsin kendisini henüz ecel gelmeden.)
|