ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - ÖLÜM ve AHİRET

09 - Kabir Konuşuyor

Ömer bin Abdülaziz (Rahmetullahi Aleyh)

 Tâbiînin büyüklerinden. Adâleti, insâfı ve güzel ahlâkı ile meşhur sekizinci Emevî halîfesi. Hazret-i Ömer’in oğlunun torunu. İsmi Ömer bin Abdülazîz, künyesi Ebû Hafs’tır. 679 (H.60) târihinde Medîne’de doğdu. 720 (H.101) târihinde kölesi tarafından zehirlenerek şehîd edildi. Cenâzesi Şam yakınlarındaki Hunasi’den alınıp Humus yakınlarındaki Deyr es-Sim’an denilen yere defnedildi. Kabr-i şerîfi ziyâret mahallidir

Bir kimse Allahü tealaya kavuşmayı severse, Allahü teala da ona kavuşmayı sever  (Hadis-i şerif)

 

Kabir konuşuyor

 

Ömer bin Abdül’aziz, bazı sevdikleriyle,

Bir gün, bir cenazeyi gitmişti defnetmeye.

 

Defin işi bitip de, herkes ayrıldığında,

O, birkaç kişi ile durdu kabir yanında.

 

Dediler ki: (Efendim, siz ne için kaldınız?

Cenaze sizin değil, niçin ayrılmadınız?)

 

Buyurdu: (Kardeşlerim, tam gideceğim zaman,

Kabir bana seslenip, şöyle dedi arkamdan:

 

Ya Ömer, sormuyorsun, ne yaptım dostlarına?

Diyeyim de haber ver, geri kalanlarına.

 

İlk önce, ben onların yırttım kefenlerini.

Sonra da, parça parça yaptım bedenlerini.

 

Kan ve irinlerini içtim kabre inince.

Etlerini kemikten ayırdım ince ince.)

 

Ömer bin Abdül’aziz, söylerken bu sözleri,

Kederinden, yaş ile doldu iki gözleri.

 

Cemaat, kendisini dinliyordu öylece.

Dedi: (Kabir, sözüne devam etti şöylece:

 

Nerede sizden önce dünyada yaşayanlar?

Nerede bu dünyaya sımsıkı sarılanlar?

 

Hani, uzun emeller, hayaller kurmuşlardı.

Hiç ölmeyecekmiş gibi ona sarılmışlardı.

 

Ölümü düşünmeyip, durmadan mal yığdılar.

Ölenleri görüp de, hiç ibret almadılar.

 

Onların servetine herkes gıbta ederdi.

Biz dahi onlar gibi zengin olsak derlerdi.

 

Hani, şimdi ne oldu o servet ve mallara?

Bir anda ayrılarak, girdiler mezarlara.

 

Kara toprak altında, çürüyüp toz oldular.

Yedi bedenlerini, haşereler ve kurtlar.)

 

Ömer bin Abdül’aziz, bu sözleri kabirden,

Dinleyip, gözyaşları boşandı gözlerinden.

 

Kabir devam ederek, seslendi ki: (Ya Ömer!

Bir gün, bu kabristana yolun düşerse eğer,

 

Sor o zenginlere ki, ne kaldı o varlıktan?

Sor o fakirlere de, ne kaldı o darlıktan?

 

Ne oldu dilinize, niçin susuyorsunuz?

Ne oldu gözleriniz, göremiyor musunuz?

 

Sor onlara, ne oldu o yumuşak tenleri?

Ne oldu dimdik duran kuvvetli bedenleri?

 

Bu çukurun kurtları, neler yaptı onlara?

Sor ki, yem mi oldular böcek ile kurtlara?

 

Halbuki bir vakitler yaşıyordu herbiri.

Var idi herbirinin güzel, şirin evleri.

 

Bu dünyaya aldanıp, haramlara daldılar.

Ahireti unutup, hazırlık yapmadılar.

 

Fakat ölüm, onları yakaladı bir anda.

Şimdi de yatıyorlar, hepsi mezarlarında.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan