|
04 - ÖLÜM ve AHİRET
09 - Kabir Konuşuyor
Ömer bin Abdülaziz (Rahmetullahi Aleyh)
Tâbiînin büyüklerinden.
Adâleti, insâfı ve güzel ahlâkı ile meşhur sekizinci Emevî halîfesi. Hazret-i
Ömer’in oğlunun torunu. İsmi Ömer bin Abdülazîz, künyesi Ebû Hafs’tır. 679
(H.60) târihinde Medîne’de doğdu. 720 (H.101) târihinde kölesi tarafından
zehirlenerek şehîd edildi. Cenâzesi Şam yakınlarındaki Hunasi’den alınıp Humus
yakınlarındaki Deyr es-Sim’an denilen yere defnedildi. Kabr-i şerîfi ziyâret
mahallidir
Bir
kimse Allahü tealaya kavuşmayı severse, Allahü teala da ona kavuşmayı sever
(Hadis-i şerif)
Kabir konuşuyor
Ömer bin Abdül’aziz, bazı sevdikleriyle,
Bir gün, bir cenazeyi gitmişti
defnetmeye.
Defin işi bitip de, herkes ayrıldığında,
O, birkaç kişi ile durdu kabir yanında.
Dediler ki: (Efendim, siz ne için
kaldınız?
Cenaze sizin değil, niçin ayrılmadınız?)
Buyurdu: (Kardeşlerim, tam gideceğim
zaman,
Kabir bana seslenip, şöyle dedi arkamdan:
Ya Ömer, sormuyorsun, ne yaptım
dostlarına?
Diyeyim de haber ver, geri kalanlarına.
İlk önce, ben onların yırttım
kefenlerini.
Sonra da, parça parça yaptım bedenlerini.
Kan ve irinlerini içtim kabre inince.
Etlerini kemikten ayırdım ince ince.)
Ömer bin Abdül’aziz, söylerken bu
sözleri,
Kederinden, yaş ile doldu iki gözleri.
Cemaat, kendisini dinliyordu öylece.
Dedi: (Kabir, sözüne devam etti şöylece:
Nerede sizden önce dünyada yaşayanlar?
Nerede bu dünyaya sımsıkı sarılanlar?
Hani, uzun emeller, hayaller kurmuşlardı.
Hiç ölmeyecekmiş gibi ona sarılmışlardı.
Ölümü düşünmeyip, durmadan mal yığdılar.
Ölenleri görüp de, hiç ibret almadılar.
Onların servetine herkes gıbta ederdi.
Biz dahi onlar gibi zengin olsak
derlerdi.
Hani, şimdi ne oldu o servet ve mallara?
Bir anda ayrılarak, girdiler mezarlara.
Kara toprak altında, çürüyüp toz oldular.
Yedi bedenlerini, haşereler ve kurtlar.)
Ömer bin Abdül’aziz, bu sözleri kabirden,
Dinleyip, gözyaşları boşandı gözlerinden.
Kabir devam ederek, seslendi ki: (Ya
Ömer!
Bir gün, bu kabristana yolun düşerse
eğer,
Sor o zenginlere ki, ne kaldı o
varlıktan?
Sor o fakirlere de, ne kaldı o darlıktan?
Ne oldu dilinize, niçin susuyorsunuz?
Ne oldu gözleriniz, göremiyor musunuz?
Sor onlara, ne oldu o yumuşak tenleri?
Ne oldu dimdik duran kuvvetli bedenleri?
Bu çukurun kurtları, neler yaptı onlara?
Sor ki, yem mi oldular böcek ile
kurtlara?
Halbuki bir vakitler yaşıyordu herbiri.
Var idi herbirinin güzel, şirin evleri.
Bu dünyaya aldanıp, haramlara daldılar.
Ahireti unutup, hazırlık yapmadılar.
Fakat ölüm, onları yakaladı bir anda.
Şimdi de yatıyorlar, hepsi mezarlarında.)
|