ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - ÖLÜM ve AHİRET

08 - Ölüm Acısı Zordur

Ahmet Mekki Efendi (Rahmetullahi Aleyh) 

Âlim, ârif, veliy-yi kâmil olan Seyyid Abdülhakîm Arvâsî'nin büyük oğlu. Annesi büyük velî, kerâmetler sâhibi, Seyyid Fehîm-i Arvâsî hazretlerinin büyük oğlu M.Reşid Arvâsî'nin kızı Âişe Hanımdır. 1896 (H.1314) yılında Van'ın Başkale kazâsında doğdu. 1967 (H.1387) yılında vefât etti.

Can verme acısı, dünya acılarının hepsinden daha acıdır. Fakat âhiret azaplarının hepsinden daha hafiftir. (Kelam-ı kibar) 

Yanında Yasin-i şerif okunan hasta, suya doymuş olarak vefat eder ve doymuş olarak kabre girer. (Hadis-i şerif)

 

Ölüm acısı zordur

 

Ahmet Mekki Efendi, bir günkü vaazında,

Konuşurken, ölümden açılmıştı mevzu da.

 

Biri ona sordu ki: (Efendim, bu insanlar,

Acaba can verirken, ne kadar acı duyar?)

 

Cevaben buyurdu ki: (Ölümün en hafifi,

Öyle şiddetlidir ki, mümkün olmaz tarifi.

 

Ne zaman ki bir kişi, gelse ölüm haline,

Sanki konur iki dağ omuzu üzerine.

 

İynenin deliğinden çıkacak ruhu sanır.  

Yerle gök birleşir de, o arasında kalır.

 

Can vermenin acısı, fazladır hatta şundan,

İnsana, yetmiş defa kılıç vuruluşundan.

 

Fakat mümin, görerek huri ve melekleri,

Onların zevki ile, duymaz bu elemleri.

 

Daha da şiddetlidir lakin kabir azabı.

Hiç kalır buna göre, can verme ızdırabı.

 

Çünkü kabir, yakındır ahiret hayatına.

Benzer azapları da, ahiret azabına.

 

Bu kabir azabı da, böyle çok şiddetliyken,

Hiç kalır mahşerdeki azaplara nisbeten.

 

Bir damlanın, deryaya nisbeti nasıl ise,

Bunlar da, birbiriyle edilmez mukayese.

 

O meydanda bin sene bekleşirken insanlar,

Güneş, bir mızrak boyu yaklaşıp halkı yakar.

 

Bir ayağın üstünde, bulunur binbir ayak.

Günahlarına göre, tere batar cümle halk.

 

Öyle çok sıkışır ki kâfirler izdihamdan,

Temenni ederler ki, kurulsa hemen Mizan.

 

Derler ki: (Hesabımız görülse de hemence,

Şu sıkıntılı halden, kurtulsak bir an önce.)

 

Halbuki bilmezler ki, bitince sual hesap,

Başlayacak bu sefer, daha elim bir azap.

 

Çünkü girecekleri Cehennemin ateşi,

Öyle şiddetlidir ki, bulunmaz asla eşi.

 

Mahşer meydanındaki acı ve sıkıntılar,

Cehennem azabının yanında hiç kalırlar.

 

Bir kum taneciğinin, kainata nisbeti,

Ne ise, öyle çoktur Cehennemin şiddeti.

 

Oradan bir kıvılcım, dünyaya düşse eğer,

Onun hararetinden, bu dünya erir, biter.

 

Hem kalmaz bir kararda azaplar Cehennemde.

Gün geçtikçe şiddeti, durmadan artar hem de.

 

Kalbinde zerre kadar doğru imanı olan,

Cehenneme girse de, çıkarılır sonradan.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan