ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - ÖLÜM ve AHİRET

06 - Ölümü Bekliyorum

Hasan-ı Basri (Rahmetullahi Aleyh)

Tâbiînin ve bu devirdeki evliyânın en büyüklerinden. İsmi, Hasan bin Ebi'l-Hasan Yesâr'dır. Künyesi Ebû Muhammed ve Ebû Saîd'dir. Aslen Basralı olduğu için Basrî ismiyle meşhûr olmuştur. Babasının ismi, Firûz, Yesâr veya Câfer'dir. Annesininki ise, Hayre'dir. 641 (H.21) senesinde Medîne-i münevverede doğdu. 728 (H.110) senesinde Basra'da vefât etti.Kabri Basra'da Sâlihiyye adı verilen yerde olup sevenleri tarafından ziyâret edilmektedir.

 İnsanlar uykudadır. Ölünce uyanırlar. (Hadis-i şerif)  

 

Sen de öleceksin

 

Ömer bin abdül’aziz, halife iken bizzat,

Bu zata mektup yazıp, istedi bir nasihat.

 

Bu istek üzerine, Hasan-ı Basri dahi,

Buyurdu ki: (Sen dahi öleceksin Vallahi.

 

Sen kendi evladına nasıl davranıyorsan,

Kendi halkına dahi öyle davran her zaman.

 

Sen Allah’ın emrine eyle ki tam itaat,

Halkın da, etsin senin emrine mutabaat.

 

Ey emirel müminin, ölürsün bu gün, yarın.

O gün olmaz faydası, sana yakınlarının.

 

Çok iyi hazırlan ki ölüm ve sonrasına,

O gün, başkalarının faydası olmaz sana.

 

Ve senin, kabir diye makamın var ki bir de,

Bu yerden daha fazla kalırsın o kabirde.

 

Bu dünya muvakkattır, ölümle erer sona.

Fırsat varken hazırlan ölümden sonrasına.

 

Hükümdar olduğuna bakma sen şimdi bu gün.

Ölüp, o dar kabire girdiğin günü düşün.

 

Bütün yaptıklarından verirsin bir bir hesap.

Eğer zulüm yapmışsan, hak olur sana azap.

 

Bu dünya, ahirete ulaşan bir köprüdür.

Takva sahiplerini Cennetlere götürür.

 

Dünya, zehir gibidir, bilmeyenler onu yer.

O da, o gafilleri öldürür, helak eder.

 

Senden öncekilerden ibret al ki bu günde,

Hiç pişman olmayasın sen dahi öldüğünde.

 

Ya Ömer, bu dünyaya kaptırırsan kalbini,

Unutursun kabir ve mahşerdeki halini.

 

Birazcık gaflet ile, hemen kayar ayağın.

Büyük bir pişmanlığa düşersin sonra yarın.

 

Bu gün ahiret için topla ki çokça azık,

Yarın ecel yakalar yapamadan hazırlık.)

 

Buyurdu: (Gittim bir gün hasta ziyaretine.

Gördüm ki, hasta gelmiş, tam da ölüm haline.

 

Telkin etmek istedim ona (Allah) demeyi.

Lakin diyemiyordu asla bu kelimeyi.

 

Hayli uğraştımsa da ben bunu söyletmeye,

Baktım, dili dönmüyor onun Allah demeye.

 

Ben (Allah de!) dedikçe, o, sayı sayıyordu.

Yine de bir kerecik Allah diyemiyordu.

 

Bir ara bana bakıp, dedi ki: (Ey üstadım!

Önümde ateşten bir dağ var ki, aciz kaldım.

 

Ben Allah kelamını tam alırken dilime,

O dağ hücum ediyor şiddetle üzerime.)

 

Sordum ki: (Bu, ne ile iştigal ediyordu?)

Dediler: (Parasını faize veriyordu.

 

Ayrıca ticaretle uğraşıyordu, fakat,

Ölçü ve tartısına etmiyordu hiç dikkat.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan