ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - ÖLÜM ve AHİRET

04 - Ahiret Var, Hesap Var

Said bin Cübeyr (Rahmetullahi Aleyh)

Tâbiîn devrinde Kûfe'de yetişen müctehid imamların büyüklerinden. İsmi Saîd bin Cübeyr bin Hişam el-Esedî, künyesi Ebû Muhammed'dir. Ebû Abdullah-ı Kûfi de denir. Esed bin Huzeymeoğullarından Vâbile bin Hârisoğullarının âzadlı kölesiydi. Doğum târihi bilinmemektedir. Aslen Kûfeli olup, bir müddet İsfehan'da kaldı. Sonra Irak'ın Sünbülân köyüne çekildi. Vefâtında 49 yaşında olduğu tahmin edilmektedir. 713 (H.95) senesinde Vâsıt şehrinde vefât etti. Şehir dışındaki kabri, ziyaretgahtır.

Salih olan mümin, ölümle dünyanın eziyet ve yorgunluğundan kurtulur. (Kelam-ı kibar)

 

Yürüyen ölü gibi

 

Allah adamlarından büyük bir evliyadır.

Kalpleri aydınlatan nasihatları vardır.

 

Ona bir gün sordular: (Ahirette azaba,

Duçar olmamak için, ne yapmalı acaba?)

 

Buyurdu ki: (Dünyada, kurmayın uzun emel.

Çünkü hep yaklaşıyor arkadan size ecel.

 

Şu anda vaki olsa şiddetli bir zelzele,

Hepimiz ölürüz de, sağ kalmaz bir fert bile.

 

Ne kadar çok olsa da para pul, tapu senet,

Hiç birinin, orada faydası olmaz elbet.

 

Her kim geçirdi ise ömrünü ibadette,

Onlardan fayda görür yalnızca ahirette.)

 

Ona, bir gün methini yaptılar bir kişinin.

Buyurdu ki: (Kalbinde ne vardır ölüm için?)

 

Dediler ki: (Ölümden bahsetmez hiç o kimse.)

Buyurdu: (İyi adam değildir öyle ise.)

 

Bir gün, Resulullaha sordu biri Ensardan:

(En akıllı kimlerdir acaba insanlardan?)

 

Buyurdu ki: (Ölümü, en çok yadedenlerdir.

Ve hazırlık yapmakta, acele edenlerdir.)

 

Bir gün de, sohbetinde buyurdu: Ey cemaat!

Gözünüzü açın ki, çabuk biter bu hayat.

 

Öyle yaşayınız ki bu dünyada siz hatta,

Yürüyen ölü gibi bulunun bu hayatta.

 

Bir veli buyurur ki: (Kalbim sıkıldığında,

Ölümü hatırlayıp, rahatlarım anında.)

 

Ömer bin Abdülaziz, toplayıp âlimleri,

Ölüm ve ahiretten bahsederdi ekseri.

 

O kadar ağlardı ki sonra da kederinden,

Cenaze çıkmış gibi olurdu evlerinden.

 

Hasan-ı Basri dahi otursaydı bir yere,

Ölüm ile kabirden bahsederdi ilk kere.

 

Hazret-i Aişe’ye sual etti bir hanım. 

Dedi ki: (Kalbim katı, acaba ne yapayım?)

 

(Ölümü çok hatırla, yumuşar) dedi ona.

Dediği gibi yapıp, kavuştu muradına.

 

Rebi bin Heysem dahi, bir mezar kazdı evde.

Çoğu vakitlerini, geçirirdi o yerde.

 

Derdi ki: (Az bir zaman unutsam ölümü ben,

Kalbimin karardığı, belli olur halimden.)

 

Ömer bin Abdülaziz buyurdu ki bir zata:

(Ölümü düşünürsen, kavuşursun rahata.)

 

Resulullah gördü ki bir gurup insanları,

Yüksek sesle gülerek geçiyor zamanları.

 

Yaklaşıp buyurdu ki: (Siz, bu toplantınızda,

Lezzetleri yıkanı hatırlayın biraz da.)

 

(O nedir ki?) deyince, buyurdu ki: (Ölümdür.

O, bütün lezzetleri temelinden götürür.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan