|
04 - ÖLÜM ve AHİRET
02 - Ölüm, Sonsuz
Yolculuk
Ahmet Mekki Efendi
(Rahmetullahi Aleyh)
Âlim, ârif, veliy-yi
kâmil olan Seyyid
Abdülhakîm Arvâsî'nin
büyük oğlu. Annesi büyük
velî, kerâmetler sâhibi,
Seyyid Fehîm-i Arvâsî
hazretlerinin büyük oğlu
M.Reşid Arvâsî'nin kızı
Âişe Hanımdır. 1896
(H.1314) yılında Van'ın
Başkale kazâsında doğdu.
1967 (H.1387) yılında
vefât etti.
Küçük yaştan îtibâren
fazîletli babalarından
ve amcası Seyyid Tâhâ
Efendiden ilim tahsîline
başladı. Medrese
tahsîlini bitirdikten
sonra yine babasından
zâhirî ilimlerin
inceliklerini alarak
icâzetle şereflendi.
Yüksek teveccühlerine ve
himmetlerine mazhar
olarak evliyâlık yolunda
kemâl mertebelere
ulaştı.
Şehiden vefat etti
Ahmet Mekki Efendi, âlim ve evliyadan.
Dini öğretmek için, çalıştı hiç durmadan.
Bıkmadan ders okuttu, verdi vâz-ü
nasihat.
Hep bu yolda çalışıp, şehiden etti vefat.
Çünkü o, hiç durmayıp, hiç de
dinlenmeyerek,
Hizmet etti islama, insan yetiştirerek.
Yoktu bir düşüncesi, ders okutmaktan
başka.
Şehid
olmasının da, sebebi
buydu başta.
Dünyalık hiçbir şeyi etmedi asla talep.
Ahirete dönüktü, kalbi ve ruhuyla hep.
Bir terzisi var idi, Habil Efendi diye.
Bir elbise diktirdi bir defa bu terziye.
O, son elbisesiymiş meğerse bu velinin.
Terzi dedi: (Efendim, güle güle giyinin.)
Buyurdu ki: (Bakalım, bu elbiseyi giymek,
Ne kadar nasib olur, ömrümüz kalmadı
pek.)
Ben dahi yanındaydım, işittim bunu
bizzat.
Ondan sonra, çok zaman geçmeden etti
vefat.
Sanki o, biliyordu vefat edeceğini.
Verirdi ara ara bunun işaretini.
Henüz vefat etmeden bir hafta evvelinden,
Bir banyo almasını söylediler evinden.
Buyurdu ki: (Lüzum yok, banyo kalsın bu
sefer.
Zira beni yakında, gasleder Ali Sezer.)
Ali Sezer adında vardı bir talebesi.
En çok onun olmuştu, ondan istifadesi.
Bu sözü üzerinden, bir hafta geçti zaman.
Ahmet Mekki Efendi göç etti bu dünyadan.
Vefatına bir hafta kalmıştı ki, o yine,
Bildirdi bu hususu çok sevdiği birine.
Daha da yaklaşınca vefatı bu velinin,
Dedi: (Hasta olursam, hiç doktor
getirmeyin.)
Ve bir gün yapıyorken sabah kahvaltısını,
Birden bire elinden düşürdü bardağını.
Kalkıp, elbisesini giymek istedi, fakat,
İki üç saat sonra, eyledi Hakka vuslat.
Kan sızdı uzun müddet ağzından dışarıya.
Bu, şehid olduğunun işaretiydi zira.
O vefat ettiğinde, başka bir evliya zat,
Dedi: (Dinin direği yıkıldı bu gün
heyhat!)
Öyle tesir etti ki vefatı bu fakire,
Sanki yetim kalmıştım o anda birden bire.
Ömrümde böyle acı ve keder görmemiştim.
İstanbul başımıza yıkıldı zannetmiştim.
Bir âlimin ölümü, ölümüdür âlemin.
Yüceltsin makamını onun Rabbil âlemin.
Ya rabbi, Ahmet Mekki Efendi hürmetine,
Kavuştur cümlemizi yüksek şefaatine. |