ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - ÖLÜM ve AHİRET

01 - Beş Şey Gelmeden Önce

Mevlana Celaleddin-i Rumi (Rahmetullahi Aleyh)

Tanınmış büyük evliyâdan. Asıl adı Muhammed, lakabı Celâleddîn, ünvânı Mevlânâ'dır. Hüdâvendigâr, Sultân-ül-Âşıkîn, Sultân-ül-Mahbûbîn, Molla-yı Rûm ve Molla Hünkâr gibi lakapları da vardır. Babası, Sultân-ül-Ulemâ (Âlimlerin Sultânı) ismiyle meşhûr Muhammed Behâeddîn Veled hazretleridir. Soyu hazret-i Ebû Bekr'e ulaşır. Annesi sâlihâ ve evliyâ bir hanım olan Mü'mine Hâtun, İbrâhim Edhem hazretlerinin neslindendir. 1207 (H.604) senesi Rebîulevvel ayının altıncı günü Horasan'ın Belh şehrinde doğdu. 1273 (H.672) senesi Cemâziyelâhir ayının beşinci günü Konya'da vefât etti. Kabr-i şerîfi Konya'nın en meşhur ziyâret yerlerindendir.

 Ölmek, yok olmak değildir. Ruhun bedene olan bağlılığının sona ermesidir. (Kelam-ı kibar)

 

Ezana hürmet

 

Bu büyük evliyayı çok seven bir müslüman,

Ölüm hastalığına yakalandı bir zaman.

 

İyice anlayınca vefat edeceğini,

Evladına şöylece yaptı vasiyetini:

 

(Ben ölürsem, Mevlana, kabrimde dursun biraz.

Affım için Allah’a eylesin dua, niyaz.)

 

Az sonra da bu kişi, göçtü dar-ı bekaya.

Verdiler bu haberi Hazret-i Mevlana’ya.

 

O da, memnuniyetle teşrif etti kabrine.

O zatın affı için, dua etti Rabbine.

 

Çocuklarından biri, rüyada gördü onu. 

Hem Cennette, nimetler içinde olduğunu.

 

Yanına yaklaşarak, sordu ki: (Hacı baba!

Sen, bu yüksek makama nasıl vardın acaba?)

 

Dedi ki: (Ey evladım, pek yoktu ibadetim.

Ve lakin velilere pek çoktu muhabbetim.

 

Bilhassa Mevlana’yı seviyordum pek fazla.

Ve kalben, kendisine hayran idim ihlasla.

 

Ben kabre girdiğimde, geldi Münker ve Nekir.

Sorguya başladılar: (Rabbin kim, dinin nedir?)

 

Onlar bu sualleri sorarken kükreyerek,

Geldi o an çok güzel ve sevimli bir melek.

 

Münker ile Nekir’e dedi ki hemen sonra:

(Lüzum yok bu kimseye böyle sual sormaya.

 

Affetti Allah bunu Mevlana hürmetine.

Siz, suallerinizi sorun başka birine.)

 

Onlar da, o meleğin sözünü dinleyerek,

Ayrıldılar yanımdan (Müsterih ol!) diyerek.

 

O andan itibaren ben artık Cennetteyim.

İşte, gördüğün gibi, nimetler içindeyim.)

 

Mevlana hazretleri ezanı işitince,

Durur ve dinler idi, büyük huşu içinde.

 

Bu hususta, kendisi nakletti bir hadise.

Buyurdu: (Tanıyorum Belh şehrinde bir kimse.

 

Her ne zaman ezanı işitseydi o kişi,

Her ne ki yapıyorsa, bırakırdı o işi.

 

Ve hemen diz üzeri oturup tam o saat,

Dinler ve bittiğinde getirirdi salevat.

 

Sonra da, namaz için camiye gidiyordu.

Namazı, bir an olsun hiç geciktirmiyordu.

 

Bu güzel adetini bozmamıştı hiç o zat.

Nihayet işittik ki, bu kimse etmiş vefat.

 

Tabut, eller üstünde gidiyordu ki, birden,

Okunmaya başladı ezan da minareden.

 

Ne zaman ki müezzin, okudu ilk tekbiri,

Tabut durdu havada, gitmedi hiç ileri.

 

Hareketsiz bekledi ezan bitene kadar.

Vakta ki ezan bitti, yürüdü yine tekrar.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan