|
03 - NAMAZIN EHEMMİYETİ
09 - Namazın Faydaları
Seyyid Fehim Arvasi
(Rahmetullahi Aleyh)
Doğu Anadolu'da yetişen
büyük velîlerden.
Silsile-i aliyye adı
verilen büyük evliyânın
otuz üçüncüsüdür.
Osmanlı Devletinin son
devirlerinde yaşamıştır.
Seyyiddir. "Hazret-i
Şeyh" ve "Allâme"
lakapları vardır.
"Arvâsî" denmekle meşhûr
olmuştur. Babası, Seyyid
Abdülhamîd Arvâsî'dir.
Annesi aynı âilenin Doğu
bâyezid kolundan Seyyid
Hacı İbrâhim Efendinin
kızı Seyyide Emine
Hanımdır. 1825 (H.1241)
senesinde Van'ın
Bahçesaray (Müküs)
ilçesine bağlı Arvas
(Doğan yayla) köyünde
doğdu. 1895 (H.1313)
senesinde aynı köyde
vefât etti. Kabri
oradadır ve sevenleri
tarafından ziyâret
edilmektedir.
İnsanı, dünyada ve
âhirette felaketlerden,
sıkıntılardan kurtaracak
şey, ancak namazdır.
Namaz kılan kurtulur
Bu zat buyuruyor ki:
Namazı, tam huşuyla,
Kılmalı ki, o zaman
erilir kurtuluşa.
Nitekim buyurdu ki
Kur’anda cenab-ı Hak:
(Müminler, kurtuluşa
erecektir muhakkak.)
Âyetin devamında şöyle
buyurmaktadır:
(Onlar, namazlarını
huşuyla kılanlardır.)
Resul de buyurdu ki:
(Şartlarına uyarak,
Bir mümin, huşu ile ve
Allah’tan korkarak,
İki rekat bir namaz
kılar ise ihlasla,
Küçük günahlarını
affeder Hak teâlâ.)
Sordular ki: (Efendim,
namazda huşu nedir?)
Buyurdu: (Korku üzre
namaz kılmak demektir.)
Peygamber Efendimiz
namaza durduğunda,
Göğsünün kemikleri
gıcırdardı o anda.
Hatta bir tencerede su
kaynıyormuş gibi,
Fokurtu seslerini
duyardı her sahabi.
İbrahim Peygamber de,
namaz kılsa ne zaman,
Kalbinin hışırtısı
duyulurdu uzaktan.
Hazret-i Ali dahi,
namaza durduğunda,
Vücudu titremeye
başlıyordu o anda.
Korkudan, yüz rengi de
değişirdi aşikâr.
Bu hal devam ederdi
namaz bitene kadar.
Süfyan-ı
Sevri dahi demiştir ki:
(Bir namaz,
Huşuyla kılınmazsa,
indallah makbul olmaz.)
Tadil-i erkan ile
kılmalı ki elbette,
O namaz, sahibini
kurtarsın ahirette.
Şartlarına uyarak
kılınmazsa o eğer,
Hak teâlâ indinde,
bulamaz kıymet, değer.
Nitekim Resulullah şöyle
buyurmaktadır:
(Hırsızların büyüğü,
namazından çalandır.)
Eshap sual etti ki o
Server’e o zaman:
(Nasıl çalabilir ki bir
kimse namazından?)
Buyurdu ki:
(Rüku ve secdesini, kim
şayet,
Tam yapmazsa, hırsızlık
etmiş olur o elbet.)
Ve buyurdu: (Kim eğer,
rüku ve secdelerde,
Belini yerleştirip,
durmazsa bu yerlerde,
Kıldığı o namazı, noksan
olur muhakkak.
Onun o namazını beğenmez
cenab-ı Hak.)
Bir gün, yine o Server,
gördü ki birisini,
Tam yapmıyor, namazın
rüku ve secdesini.
Buyurdu:
(Sen namazı, böyle
kılarsan eğer,
Ölürsen, sana benim
ümmetimden demezler.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Rükudan kalktığınız,
Zaman dik durmadıkça,
tam olmaz namazınız.)
Yine buyurdular ki:
(Secdeler arasında,
Tam dik oturmadıkça, tam
olmaz o namaz da.)
Tadil-i erkandır ki işbu
emredilenler,
Vacip, hatta farz dedi
buna bazı âlimler. |