ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

03 - NAMAZIN EHEMMİYETİ

05 - Namaz Birinci Vazife

Ahmet Mekki Efendi (Rahmetullahi Aleyh)

Âlim, ârif, veliy-yi kâmil olan Seyyid Abdülhakîm Arvâsî'nin büyük oğlu. Annesi büyük velî, kerâmetler sâhibi, Seyyid Fehîm-i Arvâsî hazretlerinin büyük oğlu M.Reşid Arvâsî'nin kızı Âişe Hanımdır. 1896 (H.1314) yılında Van'ın Başkale kazâsında doğdu. 1967 (H.1387) yılında vefât etti.

 

İki rekat namaz

 

Abdullah bin Tahir ki, çok salih birisiydi.

Hem de çok adil olup, Horasan valisiydi.

 

Bir gün jandarmaları, birini, hırsız diye,

Yakalayıp, acele bildirdiler valiye.

 

O gece, hırsızlardan biri kaçtı hapisten.

Hirat’lı bir demirci, o mahalden geçerken,

 

Memurlar onu görüp, derhal yakaladılar.

Hırsızlarla beraber valiye çıkardılar.

 

Vali, (Hapsedin!) dedi, hiç de incelemeden.

Demirci, hücresinde bir abdest aldı hemen.

 

Kırık, mahzun kalp ile, iki rekat bir namaz,

Kıldı ve göz yaşıyle eyledi şöyle niyaz:

 

(Ya rabbi, suçum yoktur, sırf sen buna vakıfsın.

Ve beni bu zindandan, ancak sen kurtarırsın.)

 

O, gözyaşı içinde yalvarırken böylece,

Vali, gayet korkulu rüya gördü o gece.

 

Kuvvetli dört pehlivan, yanına gelip birden,

Tahtını, tam kaldırıp, tersine çevirirken,

 

Uyanıp kalktı hemen, sonra namaza durdu.

Tövbe istiğfar edip, sonra yatıp uyudu.

 

Velakin rüyasında görünce aynı hali,

Yatağından, korkuyla fırladı yine vali.

 

Bildi ki, kendisinde bir mazlumun ahı var.

Acele abdest alıp, namaza durdu tekrar.

 

Sonra da el kaldırıp, dedi ki: (Ya İlahi!

Bilirim ki, sadece büyük sensin Vallahi.

 

Sen öyle büyüksün ki, büyükler ve küçükler,

Sıkışınca, sadece senden yardım isterler.)

 

Çağırdı hapishane müdürünü acele.

Sordu: (Hapishanede bir mazlum var mı?) diye.

 

Dedi: (Onu bilemem, velakin bir kimse var.

Ağlayıp, gözyaşıyle ediyor çok dualar.)

 

Vali (Eyvah!) diyerek, getirtti derhal onu.

Sorup, anladı hemen hiç suçsuz olduğunu.

 

Sonra özür dileyip, dedi: (Bakma kusura.

Bir yanlışlık yapmışlar jandarmalar o sıra.

 

Hakkını helal edip, şu bin gümüşü de al.

Bir sıkıntın olunca, bana gel yine derhal.)

 

Helal etti demirci hakkını o valiye.

Dedi: (Gelmem, işimi senden talep etmeye.)

 

Vali (Niçin?) deyince, dedi ki: (Ey sultanım!

Şu garip fakir için, sen gibi bir sultanın,

 

Tahtını ters çeviren Rabbimi bırakıp da,

Başkasına gidersem, yakışır mı kulluğa?

 

Namazların sonunda ettiğim dua, niyaz,

İle, nice dertlerden eyledi beni halas.

 

Ve nice muradıma kavuşturmuşken Rabbim,

Ondan başka birine nasıl gidebilirim?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan