|
03 - NAMAZIN EHEMMİYETİ
05 - Namaz Birinci
Vazife
Seyfeddin Faruki
(Rahmetullahi Aleyh)
Hindistan'ın büyük
velîlerinden. İnsanlara
İslâmiyetin emir ve
yasaklarını anlatarak,
onların dünyâda ve
âhirette, saâdete,
mutluluğa kavuşmalarına
vesîle olan ve
kendilerine "Silsile-i
aliyye" adı verilen âlim
ve velîlerin yirmi
beşincisidir. İmâm-ı
Rabbânî hazretlerinin
torunu ve Urvetü'l-Vüskâ
Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî
hazretlerinin beşinci
oğludur. İsmi, Muhammed
Seyfeddîn, nisbesi
Fârûkî'dir. Muhyissünne
lakabıyla meşhûr
olmuştur. 1639 (H.1049)
senesinde Hindistan'ın
Serhend şehrinde doğdu.
l684 (H.1096) senesinde
aynı yerde vefât etti.
Kabri, babası Muhammed
Ma'sûm-i Fârûkî'nin
türbesinin yakınındaki
türbededir.
Devamlı namaz kılardı
Bu zat anlatıyor ki:
Tabiin-i kiramdan,
Amir ibni Abdullah var
idi evliyadan,
Namaza durduğunda,
geçerdi kendisinden.
Tamamen sıyrılırdı,
dünya düşüncesinden.
Yanında çocukları,
bağırıp çağırsalar,
Bunlardan, hiç haberi
olmazdı zerre kadar.
Dediler ki: (Efendim,
siz durunca namaza,
Hiç dünya düşüncesi
gelmez mi yadınıza?)
Buyurdu ki: (Allah’ın
huzurundayım artık.
Başka bir şey düşünmek,
hiç olur mu muvafık?
Namazlarda, daima şu
gelir ki kalbime:
Nasıl cevap veririm
mahşer günü Rabbime?
Cennete mi giderim,
yoksa Cehenneme mi?
Çok zaman, bu düşünce
meşgul eder kalbimi.)
Gündüz oruçlu idi,
kılardı gece namaz.
Bunlardan başka bir şey,
vermezdi ona bir haz.
Bir kimse, kendisini,
gelmiş idi görmeye,
Baktı, namaz kılıyor,
başladı beklemeye.
Selam verip dedi ki:
(Safa geldin kardeşim.
Biraz çabuk söyle ki,
acildir zira işim.)
Şaşırdı gelen adam, arz
etti ki: (Hayırdır.
Bu kadar acil olan ne
gibi işin vardır?)
(Ölümü bekliyorum)
buyurup o gelene,
Başka şey söylemeden,
namaza durdu yine.
Ruhunu, namazdayken
vermeyi istiyordu.
Bunun için, namazdan
çıkmak istemiyordu.
Vefatlarından sonra, bir
mübarek veliyi,
Bir gece, rüyasında
görmüştü bir sevdiği.
Sordu: (Ne muamele
eyledi Allah size?)
Buyurdu: (Keşf, keramet
gibi neyim var ise,
Hiç işe yaramadı onların
bir tanesi.
Olmadı hiç birinin bana
bir faidesi.
Yalnız bir gece vakti,
iki rekat bir namaz,
İmdadıma yetişti,
azaptan oldum halas.)
Sehl-i
Tüsteri vardı, asrının
bir tanesi.
Ve Zünnun-i Mısri’nin
makbul bir talebesi.
Namaza, fevkalade
verirdi ehemmiyet.
Talebesine dahi bunu
öğütlerdi hep.
Ömrünün sonlarında,
nihayet oldu hasta.
Eli ve ayakları tutmaz
oldu adeta.
Lakin günde beş defa,
namaz vakitlerinde,
Olurdu a’zaları, eski
kuvvetlerinde.
Yine Hallac-ı Mansur
vardı ki evliyadan,
O, hep namaz kılardı
gece gündüz durmadan.
Öyle çok yapardı ki o
ibadet ve taat,
Her gün namaz kılardı
istisnasız bin rekat.
Hatta bu adetini, bir
gün aksatmamıştı.
Yalnız öldüğü gece,
beşyüz rekat kılmıştı. |