|
03 - NAMAZIN EHEMMİYETİ
01 - Elli Vakit Namaz
Ahmet Mekki Efendi
(Rahmetullahi Aleyh)
Namaz, bütün ibadetleri
kendisinde toplamıştır
ve hepsinden üstündür.
(Kelam-ı kibar)
Bu
yaptığınız nedir ?
Hatice hatun ile
Allah’ın Sevgilisi,
Namaz kılıyorlardı
cemaatle ikisi.
Gördü hazret-i Ali
onları bu hal ile.
Henüz on yaşındaydı,
merak etti haliyle.
O Resule sordu ki: (Bu
yaptığınız nedir?)
Buyurdu ki:
(Ya Ali, Allah’a
ibadettir.
O Allah ki, birdir ve
hiç şerik yoktur Ona.
Seni davet ederim o
Allah’a imana.)
Dedi ki: (Babam ile,
meşveret eyleyeyim.
Sonra gelip bu babta,
size cevap vereyim.)
Buyurdu ki:
(Ya Ali, imana gelmez
isen,
Bu sırrı, başkasına
söyleme yine de sen.)
İki adım atınca, geldi
ki hatırına,
Nasihat eylemişti bu
babta babam bana.
Demişti ki: (Ya Ali, her
ne derse Muhammed,
Hiç tereddüt etmeden
tasdik eyle, kabul et.)
Şehadeti
getirip, müslüman oldu
hemen.
O oldu çocuklardan, ilk
önce iman eden.
Resulullah
uğrunda, yaptı çok
fedakârlık.
Onu, kendi nefsine
tercih etti o artık.
Bir gün yine mescitte,
kılıyorken o namaz,
Sadaka talep etti, bir
fakir ondan biraz.
Hatta hazret-i Ali,
rükuda idi o an.
Yüzüğünü çıkarıp,
bıraktı parmağından.
Onun bu hareketi, makbul
geldi Allah’a.
Bir âyet nazil oldu
hemen Resulullaha.
Maide
suresinden, ellibeşinci
âyet,
Gelerek, kendisini,
Rabbimiz eyledi meth.
Hazret-i Hüseyin’le,
yine hazret-i Hasan,
Henüz abdest almaya
başladıkları zaman,
Benizleri sararır,
korkudan titrerlerdi.
Onların bu halini gören,
hemen sezerdi.
Bazısı sorardı ki: (Ey
Hasan, ey Hüseyin!
Siz abdeste kalkınca
titrersiniz, ne için?)
Derlerdi ki: (Az sonra,
namaza duracağız.
Düşünün ki o zaman,
kimin huzurundayız?)
Hazret-i Hüseyin de,
kalkınca namaz için,
Adeta titriyordu üstünde
seccadenin.
Derdi ki: (Kul, dünyada,
büyük hükümdarlardan,
Birine, bir derdini arz
edeceği zaman,
Korkarsa, benim dahi
Rabbimden istediğim,
Gizli dileklerim var,
nasıl titremeyeyim.)
Namaz vakti gelince, hem
de hazret-i Hasan,
Titrer, şöyle söylerdi
Allah’tan korkusundan:
(Allahü teâlânın,
dağlara arz ettiği,
Lakin dağların bile
kabul eylemediği,
Kulluk emanetini, tam
yapmak üzereyim.
Bilmem ki, layıkıyla
yapabilecek miyim?) |