ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - İMAN NİMETİ

08 - Kötü Huyların En Fenası

Muhammed Hadimi (Rahmetullahi Aleyh) 

Büyük velî, fıkıh ve tasavvuf âlimi. İsmi, Muhammed bin Mustafa, künyesi Mevlânâ Ebû Saîd'dir. 1701 (H.1113) senesinde Konya'nın Hâdim kasabasında doğdu.

Mevlânâ Ebû Saîd Muhammed Hâdimî'nin dedeleri Buhârâlıdır. Dedelerinden Hüsâmeddîn Efendi, Buhârâ'nın tanınmış asîl âilelerinden olup, âlim ve velî bir zâttı. Anadolu'ya gelerek, Hâdim kasabasında yerleşti.

Muhammed Hâdimî hazretleri, 1762 (H.1176) senesinde Hâdim'de, son hastalığına yakalanmıştı. Çocuklarını, talebelerini ve dostlarını çağırıp herbiriyle helallaşıp, vedâlaştı. Çocuklarına ve talebelerine vasiyetini bildirdikten sonra; "Vefât ettiğimde, daha önce vasiyet edip anlaştığım kimse gelene kadar beni soyup gaslimi yapmayın." buyurdu. O gece sabaha karşı, talebelerinin Yâsîn-i şerîf kırâatları arasında mübârek rûhunu teslim eyledi. Kuşluk vakti sıralarında daha önce anlaştığı Trabzonlu Hacı Mehmed Efendi gelip, gasil, techîz ve tekfîn işlerini yaptı. Kabrini babası Mustafa Efendinin yanında kazdırdı ve oraya defni yapıldı. Âşıkları, uzak yakın yerlerden gelerek kabrini ziyâret etmektedir. 

 

Kötü huyların en fenası

 

Hadimi hazretleri (kötü ahlak) babında,

Şöyle buyurmaktadır, Berika kitabında:

 

Kötü huy ve ahlakın en meşhur olanları,

Kırk olup, anlatalım hepsini ayrı ayrı:

 

Bunların en kötüsü, (küfür) yani inkârdır.

Allah'a inanmamak ve ateist olmaktır.

 

Hazret-i Muhammed'in Peygamber olduğuna,

İnanmamak, küfr olup, dahildir yine buna.

 

İman, Resulullahın, Allahü teâlâdan,

Getirip bildirdiği hükümlere, bittamam,

 

Kalp ile inanmak ve dille ikrar etmektir.

Yani bu imanını, dil ile söylemektir.

 

İmanın yeri kalptir, yani kalpte bulunur.

İkrara mani varsa, söylememek affolur.

 

Mesela bir müslüman, eğer korkutulursa,

Veyahut hasta olur, yahut dilsiz olursa,

 

Yahut söyleyemeden vefat ederse eğer,

Dil ile söylemekten, affolur bu kimseler.

 

Bildirilen şeylerden, inanmazsa birine,

İnanmamış sayılır hükümlerin hepsine.

 

Hepsini ayrı ayrı bilmeden, anlamadan,

(Herbirine inandım) demek de olur iman.

 

İman hasıl olması için de, hem islamın,

Küfr saydığı şeylerden kaçmalıdır bihakkın.

 

Mesela bir müslüman, islamın ahkamından,

Birini hafif görse, imandan çıkar o an.

 

Kur'an-ı kerim ile, Peygamberle, melekle, 

Hâşâ alay etmek de küfr olur böylelikle.

 

Küfr, yani inkâr etmek, esasen üç nevidir.

Bunlar, cehli, cühudi, üçüncüsü hükmidir.

 

Küfr-i cehli şudur ki, işitmediği için,

İman nurundan mahrum olmasıdır kişinin.

 

Bu da iki nev' olup, (basit cehil)dir biri.

Bunlar, çok cahil olup, yoktur hiç bilgileri.

 

Cahil olduklarını, bilip farkındadırlar.

Hayvan gibi ve hatta daha aşağıdırlar.

 

Çünkü her insan ile hayvanı ayıran fark,

İlim ile idraktir, bu, böyledir muhakkak.

 

Cehl'in ikincisine, cehl-i mürekkeb denir.

Yani yanlış ve sapık itikat edinmektir.

 

Bu cehil, birinciden daha tehlikelidir.

İlacı bilinmeyen bir hastalık ve derttir.

 

Cehlini kemal sanır zira böyle kimseler.

Cahil ve ruh hastası olduğunu bilmezler.

 

Batıla sarılmıştır bu kimseler, hak diye. 

Bunun için tövbeye lüzum görmezler bile.

 

Allahü teâlânın fadlına kavuşarak,

Hastalığını bilen, kurtulur bundan ancak.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan