|
02 - İMAN NİMETİ
08 - Kötü Huyların En
Fenası
Muhammed Hadimi
(Rahmetullahi Aleyh)
Büyük velî, fıkıh ve
tasavvuf âlimi. İsmi, Muhammed bin Mustafa, künyesi Mevlânâ Ebû Saîd'dir. 1701
(H.1113) senesinde Konya'nın Hâdim kasabasında doğdu.
Mevlânâ Ebû Saîd Muhammed
Hâdimî'nin dedeleri Buhârâlıdır. Dedelerinden Hüsâmeddîn Efendi, Buhârâ'nın
tanınmış asîl âilelerinden olup, âlim ve velî bir zâttı. Anadolu'ya gelerek,
Hâdim kasabasında yerleşti.
Muhammed Hâdimî
hazretleri, 1762 (H.1176) senesinde Hâdim'de, son hastalığına yakalanmıştı.
Çocuklarını, talebelerini ve dostlarını çağırıp herbiriyle helallaşıp,
vedâlaştı. Çocuklarına ve talebelerine vasiyetini bildirdikten sonra; "Vefât
ettiğimde, daha önce vasiyet edip anlaştığım kimse gelene kadar beni soyup
gaslimi yapmayın." buyurdu. O gece sabaha karşı, talebelerinin Yâsîn-i şerîf
kırâatları arasında mübârek rûhunu teslim eyledi. Kuşluk vakti sıralarında
daha önce anlaştığı Trabzonlu Hacı Mehmed Efendi gelip, gasil, techîz ve
tekfîn işlerini yaptı. Kabrini babası Mustafa Efendinin yanında kazdırdı ve
oraya defni yapıldı. Âşıkları, uzak yakın yerlerden gelerek kabrini ziyâret
etmektedir.
Kötü
huyların en fenası
Hadimi hazretleri (kötü
ahlak) babında,
Şöyle buyurmaktadır,
Berika kitabında:
Kötü huy ve ahlakın en
meşhur olanları,
Kırk olup, anlatalım
hepsini ayrı ayrı:
Bunların en kötüsü,
(küfür) yani inkârdır.
Allah'a inanmamak ve
ateist olmaktır.
Hazret-i Muhammed'in
Peygamber olduğuna,
İnanmamak, küfr olup,
dahildir yine buna.
İman, Resulullahın, Allahü
teâlâdan,
Getirip bildirdiği
hükümlere, bittamam,
Kalp ile inanmak ve dille
ikrar etmektir.
Yani bu imanını, dil ile
söylemektir.
İmanın yeri kalptir, yani
kalpte bulunur.
İkrara mani varsa,
söylememek affolur.
Mesela bir müslüman, eğer
korkutulursa,
Veyahut hasta olur, yahut
dilsiz olursa,
Yahut söyleyemeden vefat
ederse eğer,
Dil ile söylemekten,
affolur bu kimseler.
Bildirilen şeylerden,
inanmazsa birine,
İnanmamış sayılır
hükümlerin hepsine.
Hepsini ayrı ayrı
bilmeden, anlamadan,
(Herbirine inandım) demek
de olur iman.
İman hasıl olması için de,
hem islamın,
Küfr
saydığı şeylerden kaçmalıdır bihakkın.
Mesela bir müslüman,
islamın ahkamından,
Birini hafif görse,
imandan çıkar o an.
Kur'an-ı
kerim ile, Peygamberle, melekle,
Hâşâ alay etmek de küfr
olur böylelikle.
Küfr,
yani inkâr etmek, esasen üç nevidir.
Bunlar, cehli, cühudi,
üçüncüsü hükmidir.
Küfr-i
cehli şudur ki, işitmediği için,
İman nurundan mahrum
olmasıdır kişinin.
Bu da iki nev' olup,
(basit cehil)dir biri.
Bunlar, çok cahil olup,
yoktur hiç bilgileri.
Cahil olduklarını, bilip
farkındadırlar.
Hayvan gibi ve hatta daha
aşağıdırlar.
Çünkü her insan ile
hayvanı ayıran fark,
İlim ile idraktir, bu,
böyledir muhakkak.
Cehl'in
ikincisine, cehl-i mürekkeb denir.
Yani yanlış ve sapık
itikat edinmektir.
Bu cehil, birinciden daha
tehlikelidir.
İlacı bilinmeyen bir
hastalık ve derttir.
Cehlini kemal sanır zira
böyle kimseler.
Cahil ve ruh hastası
olduğunu bilmezler.
Batıla sarılmıştır bu
kimseler, hak diye.
Bunun için tövbeye lüzum
görmezler bile.
Allahü teâlânın fadlına
kavuşarak,
Hastalığını bilen,
kurtulur bundan ancak.
|