|
02 - İMAN NİMETİ
06 - Hangi Kitaplar
Okunur ?
Ahmet Mekki Efendi
(Rahmetullahi Aleyh)
İman, geçmiş
günahları temizler, yok eder.
(Kelam-ı kibar)
İnsan, akla tâbi olur
Bu zat buyuruyor ki: (Bu
gün, din düşmanları,
Tek hedef seçmişlerdir,
müslüman çocukları.
Onların imanını çalmak
için gizlice,
Yalan ve iftiralar
uydururlar bir nice.
Derler ki: (Cin ve melek,
hatta Cennet, Cehennem,
Hep uydurma şeylerdir, hiç
var mı gidip gören?
Göz ile görülmeyen bir
şeye var denir mi?
Var diyen bir kimseye,
akıllı denilir mi?)
Halbuki görülmeyen şeye
inanmamakla,
Güvenmemiş oluyor bunlar
ilim ve akla.
Yani göz, kulak gibi
uzuvlarına, bunlar,
Tâbi olduklarını bildirmiş
oluyorlar.
Halbuki insan uyar, ilmi
ile aklına.
Hayvanlar tâbi olur duyu
organlarına.
Nitekim insanların his
uzuvları, zaten,
Hayvanlara kıyasla,
geridedir esasen.
Hem insan, her hususta
göze nasıl inanır?
Çok yerde akıl gözün,
yanlışını çıkarır.
Mesela göz, güneşi,
pencerenin içinden,
Görünce, küçük sanır
güneşi pencereden.
Akıl ise, doğruyu bularak
işbu babta,
Der ki: (Güneş büyüktür,
dünyadan bile hatta.)
Burada, kâfirler de bizim
gibi diyorlar.
Böylece hayvanlıktan
kurtulmuş oluyorlar.
Keşke ahirete de inanıp
böyle yine,
Yükselmiş olsalardı,
insanlık şerefine.
Bir komünist muallim,
talebeye Rusyada,
Der ki: (Ben, şimdi sizi
görüyorum burada.
Elbette ki sizler de, beni
görüyorsunuz.
O halde bizler varız,
çünkü görülüyoruz.
Hem bakın, görülüyor
karşıdaki şu dağlar.
Yok olan şey görülmez,
öyleyse onlar da var.
Söylediğim bu sözler,
ilme, fenne dayanır.
İlerici aydınlar, elbet
fenne inanır.
Velakin
gericiler, der ki: Bu kainatı,
Yaratan kuvvet vardır,
Allah’tır onun adı.
Onların bu sözleri, fenne
uygun değildir.
Görülmeyen şeylere var
demek, deliliktir.)
O sırada, bir Türkmen
çocuğu söz alarak,
Der ki: (Bu sözleriniz,
akıldan gayet uzak.
Ben inanıyorum ki, hiç
akıl yoktur sizde.
Zira akıl olsaydı,
görürdük onu biz de.)
O komünist muallim, o
Türkmen çocuğuna,
Hiç cevap veremeyip,
öfkelenir çok ona.
Ve mağlubiyetinin
öfkesiyle sırf o an,
Çocuğu, tekme tokat
çıkarır o sınıftan.
Yavrucak, ya ölmüştür, ya
hapse atılmıştır.
Çünkü onu bir daha, hiç
gören olmamıştır.)
|