|
02 - İMAN NİMETİ
04 - Cehennemden
Kurtulmak
Ali bin Şihab (Rahmetullahi Aleyh)
Ne
için oynuyorsun?
Bu zat buyuruyor ki:
(Âlimleri, eğer biz,
Tanımamış olsaydık, ne
olurdu halimiz?
Onların kitabını, dikkatle
okuyarak,
Dinimizi öğrendik, hem de
doğru olarak.
Ayırdık
bu sayede, hakkı bâtıl olandan.
Dünyada, büyük nimet var
mıdır daha bundan?
Küfürden kurtardılar
bizleri o kitaplar.
Yoksa, sonsuz azaba
olacaktık giriftar.
Âlimler buyurur ki: (Eğer
mümin kimseler,
Cennette verilecek
nimetleri bilseler,
O an, kendilerini
unuturlar neşeden.
Sokakta oynarlardı, hiçbir
şey düşünmeden.)
Nitekim Sahabeden, Bilal-i
Habeşi de,
Oynamaya başladı bir gün
mescit içinde.
Hazret-i Ömer görüp,
buyurdu ki: (Ya Bilal!
Hiç mescidin içinde
oynanır mı, ne bu hal?)
O ise, oynamaya yine devam
ederek,
Ve Resul-i zişanı eliyle
göstererek,
Buyurdu ki: (Bu dinin
sahibi oradadır.
Bana mani olmaya, sırf
onun hakkı vardır.)
Hazret-i Ömer Faruk,
şaşırdı buna daha.
Hemen gidip arz etti bunu
Resulullaha.
Çağırdı Resulullah,
Bilal’i yanlarına,
Niçin oynadığını sorunca
bizzat ona.
Dedi: (Ya resulallah,
sevinçten oynuyorum.
Rabbime, bir şey için
teşekkür ediyorum.)
(O nedir?)
buyurunca, dedi: (Ya resulallah!
Sana, bir şey müstesna,
her şeyi verdi Allah.
O vermediği şey de,
kullara hidayettir.
İnsanların kalbine, iman
ilka etmektir.
Bu, elinde olsaydı, ederdi
herkes iman.
Hep müslüman olurdu
bilcümle Arabistan.
Hem önce, akrabanı
getirirdin imana.
Onlardan, sıra bile
gelmezdi belki bana.
Senin akrabaların, seni
inkâr ederken,
Ben sana iman ettim, bir
habeş’li köleyken.
Allah ve Resulüne inandım,
iman ettim.
Bu habeş’li köleye,
bahşetti bunu Rabbim.
Bu, Onun ihsanıdır, şükür
elhamdülillah.
Bu yüzden oynuyorum işte
ya resulallah!)
Bir gün de buyurdu ki:
(Hakiki bir müslüman,
Asla Rabbine karşı, edemez
günah, isyan.
Herhangi bir ameli yapacak
olsa eğer,
İlk aklına gelen şey,
acaba Rabbim ne der?
Ve Rabbinin rızası yoksa
eğer o işte,
Vazgeçer, yapmaz onu, tam
iman budur işte.)
|