|
02 - İMAN NİMETİ
02 - Doğru İmanın
Alameti
Abdülhakim Arvasi (Rahmetullahi Aleyh)
Ahirette kurtulmak için
Bu zat, bir sohbetinde
buyurdu: (Evlatlarım,
Ebedi saadetler versin
size Allah’ım.
Bizlere, doğru yolu ihsan
etti Rabbimiz.
O göstermese idi,
bulamazdık onu biz.
Allah’ın, biz kullara
gönderdiği Resule,
İnandık, iman ettik bin
canla, bin gönülle.
Zira iman etmekle umulur
sonsuz necat.
İman etmeyenlerin, sonu
olur fecaat.
Senelerdir imanı anlattım
camilerde.
Anlayan, üçü beşi
geçmemiştir yine de.)
Dediler ki: (Efendim,
anlamadık bunu biz.
Bu sözü, biraz daha izah
eder misiniz.
İmanın altı şartı,
kitaplarda yazar hep.
Okuyup ezberlemek, bu
kadar zor mu acep?)
Buyurdu: (Amentü’yü bilip
ezberlemekle,
İmanın hakikati, kolayca
geçmez ele.
Asıl iman şudur ki, kul,
korkarak Allah’tan,
Çok küçük olsa bile,
kaçınır her günahtan.
Mesela kul hakkını
düşününce bir mümin,
Ayağını uzatıp, yatamaz
rahat, emin.)
Bir gün de buyurdu ki:
(İman eden bir insan,
Kendi Yaradanına eder mi
günah, isyan?
İman’ın, görünüşü vardır
çok müslümanda.
Yani hakiki iman, bulunmaz
her insanda.
Zira buyuruyor ki
Kitabında Rabbimiz:
(Ey iman sahipleri, kâmil
iman ediniz!)
Yani cenab-ı Allah buyurur
ki mealen:
(Ey hakiki imana
erişmeyenler halen,
Günahtan kaçarak ve çok
yaparak ibadet,
İman-ı hakikiye kavuşun en
nihayet. )
İmanın hakikati, bir
sevgidir, bir haldir.
Böyle iman edene, isyan
etmek muhaldir.
Çünkü o, içtenlikle
inanmıştır Rabbine.
Asla isyan edemez Onun
emirlerine.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Kim isterse tam huzur,
Doğru iman, itikat
edinmeye mecburdur.
Yani inanan insan, ehl-i
sünnet üzere,
Bir iman ve itikat
edinmeli ilk kere.
Sonra da, öğrenerek ne ise
farz ve haram,
Farzları eda edip,
günahtan kaçmalı tam.
Çünkü asıl maksat ve gaye
de şu dünyada,
Kavuşmaktır doğru bir iman
ve itikada.
Bir insanın şerefi, zira
iman iledir.
Asla mal ve makamda ve
mevkide değildir.
Kuvvetli bir imana
kavuşabilmek için,
Çok gayret sarfetmesi
lazım gelir kişinin.
Ahirette, imanı olanlar
kurtulacak.
Ehl-i sünnet üzere olmalı
bu da ancak.)
|