|
01 - HARAMDAN KAÇMAK
09 - Hiç Ağlamamak İçin
Ali bin Muvaffak
(Rahmetullahi Aleyh)
Evliyânın büyüklerinden.
İsmi, Ali bin Muvaffak, künyesi Ebü'l-Hasan'dır. Bağdat'ta doğdu. Doğum târihi
bilinmemektedir. Zünnûn-ı Mısrî ve başka evliyâ ile görüştü. 878 (H.265)
senesi vefât etti.
Ali bin Muvaffak, Allah
aşkı ile çok yerler dolaştı. Pekçok velî ile görüşüp sohbet etti. Çok hac
yaptı. Yetmiş dört defâ hac ettiği rivâyet edilmiştir. Kendisinden Mansur bin
Ammâr, Ahmed ibni Ebi'l-Havârî hadîs rivâyetinde bulunmuşlardır. Duâları
makbûl, rüyâları meşhûr bir zât idi.
Delinin cevabı
Allah adamlarından olan bu
mübarek zat,
Her gün, talebesine ederdi
çok nasihat.
Bir gün de, bir yaz günü,
birkaç talebesiyle,
Gezintiye çıktılar
dinlenmek gayesiyle.
Bir tımarhane görüp,
içeriye girdiler.
Oranın doktoruna şöyle
sual ettiler:
(Günah hastalığıyla dertli
olanlar için,
Şifa, deva olacak bir ilaç
bilir misin?)
O doktor, bu suale cevap
veremeyince,
Bunu duyan bir deli, söze
girdi hemence.
Bir teveccühü ile bu âlim
ve velinin,
Dedi: (Ben biliyorum
ilacını bu derdin.
Önce tövbe kökünü,
istiğfar yaprağıyla,
Kalp havanına koyup, döv
tevhid tokmağıyla.
Sonra onu geçirip, bir
insaf eleğinden,
Pişmanlık gözyaşıyle hamur
hap onu hemen.
Aşkullah
ateşinde pişirip kurutarak,
Aşk-ı Muhammediyye
balından da katarak,
Kanaat kaşığıyla yer isen
gündüz gece,
Günah hastalığından
kurtulursun böylece.)
Müslüman, temiz bir genç,
gelerek bu veliye,
Rica etti: (Bana bir
nasihat eyle) diye.
Buyurdu: (Sen Allah’ın çok
aciz bir kulusun.
Hiç günah işleme ki, sonra
pişman olursun.
Ölüm var, ahiret var,
asilere azap var.
Günahlardan el çek ki,
şiddetlidir azaplar.
Öyle çok korkmalı ki kul
günah ve haramdan,
İçi kan ağlamalı, bir
günah gördüğü an.)
Yumuşak, güleryüzlü idi
umumiyetle.
Herkese davranırdı, şefkat
ve merhametle.
Hiç yağmur yağmıyordu o
beldede bir sene.
Dua etmesi için, geldiler
kendisine.
Kabul edip çıktılar
sahraya dua için.
Zira sıkıntıları pek çoktu
her kişinin.
O, bütün ahaliye seslendi:
(Ey insanlar!
Günahı sebebiyle kula
gelir belalar.
Bizim günahımızdan, bu
bela geldi bize.
Gelin tövbe edelim
birlikte Rabbimize.)
Sonra da el kaldırıp, dua
etti: (İlahi!
Kur'an-ı
keriminde bize sen bizatihi,
Şöyle
buyurursun ki: (Doğru söylerse bir
kul,
Onun dualarını ederim
elbet kabul.)
Biz de, günahımızı itiraf
ediyoruz.
Pişmanız, tövbe ettik,
mağfiret diliyoruz.
Dileğimiz odur ki, olalım
cümle mağfur.
Ve sonsuz hazinenden,
ihsan et bize yağmur.)
Onun bu duasıyla öyle
yağmur yağdı ki,
Böyle yağmur yağması,
olmamıştı hiç vaki.
|