|
01 - HARAMDAN KAÇMAK
06 - Günah, Cehenneme
Sürükler
İmam-ı Rabbani
(Rahmetullahi Aleyh)
Hindistan'da yetişen en
büyük velî ve âlim. Âriflerin ışığı, velîlerin önderi, İslâmın bekçisi,
müslümanların baştâcı, müceddid, müctehid ve İslâm âlimlerinin gözbebeğidir.
İnsanların îtikâd, ibâdet ve ahlâk husûsunda doğruyu öğrenmelerini,
öğrendikleri bu bilgiler ile amel etmelerini sağlayan, insanları Allahü
teâlânın rızâsına kavuşturmak için rehberlik eden ve kendilerine "Silsile-i
aliyye" denilen İslâm âlimlerinin yirmi üçüncüsüdür. İsmi, Ahmed bin Abdülehad
bin Zeynel'âbidîn'dir. Lakabı Bedreddîn, künyesi Ebü'l-Berekât'dır. 1563
(H.971) senesinde Hindistan'ın Serhend (Sihrind) şehrinde doğdu. İmâm-ı
Rabbânî ismiyle tanınmıştır. İmâm-ı Rabbânî, Rabbânî âlim demek olup,
kendisine ilim ve hikmet verilmiş, ilmi ile amel eden, ilim ve amel bakımından
eksiksiz ve kâmil, olgun âlim demektir. Hicrî ikinci bin yılının müceddidi
(yenileyicisi) olmasından dolayı"Müceddîd-i elf-i sânî", ahkâm-ı İslâmiye ile
tasavvufu birleştirmesi sebebiyle, "Sıla" ismi verilmiştir. Hazret-i Ömer'in
soyundan olduğu için ,"Fârûkî" nesebiyle anılmış, Serhend şehrinden olduğu
için de oraya nisbetle, "Serhendî" denilmiştir. Bütün bu vasıflarıyla birlikte
ismi, İmâm-ı Rabbânî Müceddîd-i elf-i sânî Şeyh Ahmed-i Fârûkî Serhendî'dir.
Oğlum, sen ne garipsin
Bu zat buyuruyor ki:
(Oğlum, sen ne garipsin.
Kulları memnun edip, Rabbi
gücendirirsin.
Daha mı mühimdir ki sence
kulun rızası,
Günahlara dalarak, edersin
onu razı.
Her sıkıntıyı aşmak arzu
edersen şayet,
Günahını düşünüp,
istiğfara devam et.
Sağlamlar hasta olur,
gençler olur ihtiyar.
Ecel, her bir insanı, bir
gün gelip yakalar.
Çıkar senin ruhun da
cesedinden bir zaman.
Anında ayrılırsın
evladından, malından.
Kefenlenip, mezara
konursun belki yarın.
Malların taksim olur,
yetim kalır evladın.
Günahın karşılığı, ateş
olur o günde.
Öyleyse iyi sakın bir
günah gördüğünde.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Şimdi vardır Cehennem.
Dünya ateşlerinden daha
şiddetlidir hem.
Bu şiddetli azaptan
kurtulabilmek için,
Haramdan sakınması lazım
gelir kişinin.
Kim haramdan kaçarsa,
bulur izzet ve şeref.
Kim de günah işlerse,
zelil olur malesef.
Her kişi, dünyadaki her
amelinden, bizzat,
Hesaba çekilecek, gün gün
ve saat saat.
O, amel defterini görünce
satır satır,
Yaptığı günahlardan mahcup
olur, utanır.
Öyle çok üzülür ki, pişman
olur bin kere.
Lakin yoktur faydası, olan
olmuş bir kere.)
Asla dünya kelamı
edilmezdi yanında.
Biri gıybet etseydi,
sustururdu anında.
Derdi: (Kötülenecek biri
varsa, o benim.
Gıybet büyük günahtır,
cezası da pek elim.)
Birisi gıybet yaptı bir
gün onun önünde.
Bu mübarek zat ise
oruçluydu o günde.
Gıybet eden adama buyurdu
ki o bizzat:
(Bu gün oruçlu idim,
sevabı gitti fakat.)
O kimse hayret edip, şöyle
arz eyledi ki:
(Efendim, siz kimseyi
gıybet etmediniz ki.)
Buyurdu: (Öyle ama,
dinledim onu ben de.
Bu gıybet günahında,
ortaktır dinleyen de.)
Birisine yazdığı mektupta
buyurdu ki:
(Gafletle yaşıyoruz,
öleceğiz halbuki.
Hep günah işlemekle
geçiyor günlerimiz.
Karardı isyan ile amel
defterlerimiz.
Dedikodu, iftira, yalan
gıybet su-i zan.
Gece gün Rabbimize eyledik
günah, isyan.
Böyle günah içinde biterse
bu ömrümüz,
Yarın kabul görür mü
behane ve özrümüz?
Bu cihan bahçesine gül
için geldik, fakat,
Hep diken toplamakla
ömrümüz geçti, heyhat!)
|