ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - HARAMDAN KAÇMAK

03 - Allah Seni Seviyor Mu ?

Muhammed Sadık (Rahmetullahi Aleyh)  

Hindistan'ın büyük velîlerinden. İnsanları Hakk'a dâvet eden, onlara doğru yolu gösterip hakîkî saâdete kavuşturan âriflerin ışığı, velîlerin önderi, İslâmın bekçisi ve müslümanların baştâcı olan İmâm-ı Rabbânî müceddîd-i elf-i sânî Ahmed-i Fârûkî Serhendî hazretlerinin birinci oğludur. 1591 (H.1000) senesinde Serhend'de doğdu. 1599 senesinde pederi ile birlikte Hâce Muhammed Bâkî-billah ile görüştü. Ondan cenâb-ı Hakk'ı zikretmek, murâkabe etmek için vazife almakla ve ona bağlı bir talebe olmakla şereflendi. İstidâdı, fıtratı ve yaradılışı yüksek olduğundan, onların terbiyesi ve merhametli nazarlarının bereketleri sayesinde kıymetli hâllere, yüksek makamlara kavuştu. Daha çocukken, uzak yerlerdeki şeyleri, mezardaki hâlleri keşf ederdi. Sonra kendi peder-i âlîsinden feyz alarak, kemâl mertebelerinin sonuna erişti. Babasının esrarına mahrem oldu. 1616 (H.1025) senesinde tâûn hastalığından Serhend'de vefât etti. 

Allahü teala, Musa aleyhisselama vahyetti ki: (Bana yaklaşanlar, sevgime kavuşanlar içinde, günahtan sakınanlar gibi yaklaşan olmaz.) 

 

Öyle pişman olur ki...

 

Bu zat buyuruyor ki: (Çok acizdir şu insan.

Buna rağmen Allah’a, o eder en çok isyan.

 

Öyle zelil olur ki o bu isyanlarıyle,

Ondan nefret ederler hatta şeytanlar bile.

 

Hayret ki, Rabbi ona ettikçe bol bol ihsan,

O, bunlara karşılık eder hep günah, isyan.

 

Halbuki olmasaydı Rabbin ona ihsanı,

Kim koruyabilirdi her şerden o insanı?

 

Kendisini yaratan, her an varlıkta tutan,

Odur hem kendisini koruyan her korkudan.

 

Beşikten ta mezara, rızkını verir de hep,

O, yine Sahibine isyan eder ruz-ü şeb.

 

Lakin tövbe edip de, ibadet etse eğer,

Öyle aziz olur ki, gıbta eder melekler.

 

Kardeşlerim, şudur ki akılsız, ahmak insan,

Kendi Yaradan’ına eder hep günah, isyan.

 

Buna rağmen görmeyip, kendi günahlarını,

Araştırır daima başkasının aybını.)

 

Allah adamlarından olan bu evliya zat,

Genç bir talebesine şöyle etti nasihat:

 

(Ey oğlum, nasihatim şudur ki sana şu an:

Allah korkusu ile yaşıyasın her zaman.

 

Çünkü her iyiliğin ve her hayrın kaynağı,

Allah korkusu ile yaşamaktır devamlı.

 

Onun emrine uyup, sakın ki haramlardan,

Sana, muvaffakıyet nasib etsin Yaradan.

 

Seni, nerede olsan, Allah görür elbette.

Öyleyse hiç bulunma günah bir harekette.

 

Kimin zerre miktarı kalbinde varsa iman,

Kurtulur ahirette Cehennem azabından.

 

O gün kâfirler ise, güruh güruh, peş peşe,

Yüz üstü sürüklenip, atılırlar ateşe.

 

Kan gelinceye kadar onlar iki gözünden,

Ağlayıp yaş dökerler küfürleri yüzünden.

 

(Vay halimize!) deyip, ederler feryat, figan.

Lakin bu feryatların faydası olmaz o an.

 

Kalplerin titrediği çok korkunç yerdir o yer.

Geçmez o gün katiyen özür ve behaneler.

 

Allah’ın huzurunda, o gün bütün ins ve cin,

Amel defterleriyle toplanır hesab için.

 

Kim Allah’tan korkmayıp, yapmışsa günah, isyan,

Öyle pişman olur ki, anlatamaz hiç lisan.

 

O gün cümle insanlar, korku, endişededir.

Anne kaçar evlattan, herkes can derdindedir.

 

Günah ağır basarsa, olur büyük pişmanlık.

Lakin olan olmuştur, çaresi yoktur artık.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan