|
01 - HARAMDAN KAÇMAK
03 - Allah Seni Seviyor
Mu ?
Muhammed Sadık
(Rahmetullahi Aleyh)
Hindistan'ın büyük
velîlerinden. İnsanları Hakk'a dâvet eden, onlara doğru yolu gösterip hakîkî
saâdete kavuşturan âriflerin ışığı, velîlerin önderi, İslâmın bekçisi ve
müslümanların baştâcı olan İmâm-ı Rabbânî müceddîd-i elf-i sânî Ahmed-i Fârûkî
Serhendî hazretlerinin birinci oğludur. 1591 (H.1000) senesinde Serhend'de
doğdu. 1599 senesinde pederi ile birlikte Hâce Muhammed Bâkî-billah ile
görüştü. Ondan cenâb-ı Hakk'ı zikretmek, murâkabe etmek için vazife almakla ve
ona bağlı bir talebe olmakla şereflendi. İstidâdı, fıtratı ve yaradılışı
yüksek olduğundan, onların terbiyesi ve merhametli nazarlarının bereketleri
sayesinde kıymetli hâllere, yüksek makamlara kavuştu. Daha çocukken, uzak
yerlerdeki şeyleri, mezardaki hâlleri keşf ederdi. Sonra kendi peder-i
âlîsinden feyz alarak, kemâl mertebelerinin sonuna erişti. Babasının esrarına
mahrem oldu. 1616 (H.1025) senesinde tâûn hastalığından Serhend'de vefât etti.
Allahü teala,
Musa aleyhisselama vahyetti ki:
(Bana
yaklaşanlar, sevgime kavuşanlar içinde, günahtan
sakınanlar gibi yaklaşan olmaz.)
Öyle
pişman olur ki...
Bu zat buyuruyor ki: (Çok
acizdir şu insan.
Buna rağmen Allah’a, o
eder en çok isyan.
Öyle zelil olur ki o bu
isyanlarıyle,
Ondan nefret ederler hatta
şeytanlar bile.
Hayret ki, Rabbi ona
ettikçe bol bol ihsan,
O, bunlara karşılık eder
hep günah, isyan.
Halbuki olmasaydı Rabbin
ona ihsanı,
Kim koruyabilirdi her
şerden o insanı?
Kendisini yaratan, her an
varlıkta tutan,
Odur hem kendisini koruyan
her korkudan.
Beşikten ta mezara,
rızkını verir de hep,
O, yine Sahibine isyan
eder ruz-ü şeb.
Lakin tövbe edip de,
ibadet etse eğer,
Öyle aziz olur ki, gıbta
eder melekler.
Kardeşlerim, şudur ki
akılsız, ahmak insan,
Kendi Yaradan’ına eder hep
günah, isyan.
Buna rağmen görmeyip,
kendi günahlarını,
Araştırır daima başkasının
aybını.)
Allah adamlarından olan bu
evliya zat,
Genç bir talebesine şöyle
etti nasihat:
(Ey oğlum, nasihatim şudur
ki sana şu an:
Allah korkusu ile
yaşıyasın her zaman.
Çünkü her iyiliğin ve her
hayrın kaynağı,
Allah korkusu ile
yaşamaktır devamlı.
Onun emrine uyup, sakın ki
haramlardan,
Sana, muvaffakıyet nasib
etsin Yaradan.
Seni, nerede olsan, Allah
görür elbette.
Öyleyse hiç bulunma günah
bir harekette.
Kimin zerre miktarı
kalbinde varsa iman,
Kurtulur ahirette Cehennem
azabından.
O gün kâfirler ise, güruh
güruh, peş peşe,
Yüz üstü sürüklenip,
atılırlar ateşe.
Kan gelinceye kadar onlar
iki gözünden,
Ağlayıp yaş dökerler
küfürleri yüzünden.
(Vay halimize!) deyip,
ederler feryat, figan.
Lakin bu feryatların
faydası olmaz o an.
Kalplerin titrediği çok
korkunç yerdir o yer.
Geçmez
o gün katiyen özür ve behaneler.
Allah’ın huzurunda, o gün
bütün ins ve cin,
Amel defterleriyle
toplanır hesab için.
Kim Allah’tan korkmayıp,
yapmışsa günah, isyan,
Öyle pişman olur ki,
anlatamaz hiç lisan.
O gün cümle insanlar,
korku, endişededir.
Anne kaçar evlattan,
herkes can derdindedir.
Günah ağır basarsa, olur
büyük pişmanlık.
Lakin olan olmuştur,
çaresi yoktur artık.)
|