|
01 - HARAMDAN KAÇMAK
02 - Biz, Başıboş
Değiliz
Abdülehad
Serhendi (Rahmetullahi Aleyh)
Hindistan'da yetişen
evliyânın büyüklerinden. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin üçüncü oğlu olan
Muhammed Saîd Fârûkî'nin beşinci oğludur. "Hazret-i Vahdet" lakabıyla,
kardeşleri arasında da "Hazret-i Meyân Gül" ismiyle meşhûr olmuştur. 1635
(H.1045) senesinde Serhend'de doğdu, 1710 (H.1122) senesinde vefât etti.
Âlim ve evliyâ bir
âileden gelen Abdülehad Serhendî önce babasından ilim öğrendi. Onun
terbiyesinde ve sohbetinde bulunup mânevî feyzlerine kavuştu. Sonra amcası
Muhammed Ma'sûm Fârûkî'nin ilim meclisinde ve sohbetinde bulunarak zâhirî
ilimlerde ve tasavvufta pek yüksek derecelere kavuştu. Tefsîr, hadîs, fıkıh
gibi ilimlerde ve fen ilimlerinde büyük âlim oldu.
Kimdir günah işleyen?
Bu zat buyuruyor ki:
Hakiki bir müslüman,
İşleyemez bir günah,
Allah’tan korkusundan.
Bir gün Hazret-i Ömer,
halife iken, yine,
Hücuma geçmiş idi bir
düşman kalesine.
Lakin kale düşmedi, günler
geçti aradan.
Topladı huzuruna askerini
o zaman.
Buyurdu ki: (Bu küffar,
dayanamaz bu kadar.
Öyleyse aramızda bir günah
işleyen var.
Zira şimdiye kadar
düşmeliydi bu kale.
Kim günah işliyorsa, son
versin o bu hale.)
Sahabe çok üzülüp, ağladı
cümlesi hep.
Dediler ki: (Acaba ne oldu
buna sebep?)
O sırada, erlerden biri
öne çıkarak,
Halini, halifeye arz etti
ağlayarak.
Dedi ki: (Teheccüde
kalktığımda bu gece,
Misvaksız abdest alıp,
namaz kıldım öylece.
Ben, misvak sünnetine
edemedim riayet.
Sebep bu olabilir, ne olur
beni affet.)
Buyurdu ki: (Evladım,
tövbe eyle Allah’a.
Terk etme bu sünneti
bundan sonra bir daha.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Hakiki bir müslüman,
Asla Rabbine karşı edemez
günah, isyan.
Çünkü o, ahireti düşünür
gece gündüz.
Dinin sınırlarını edemez
hiç tecavüz.
Siz de, haram önünde
kapayın gözünüzü.
Yoksa kabul etmezler
mahşerde özrünüzü.
Harama, bile bile bakan
bir müslümanın,
Gözüne, kızgın kurşun
dökülür sonra yarın.
Yalan ve gıybet dahi,
haram ve çirkindir pek.
Bu iki günahtan da
şiddetle kaçmak gerek.
Rabbimiz, iki kapak
yarattı ki gözlerde,
Acele kapıyalım haram olan
yerlerde.
İki dudak ile de yaptı ki
ağza kapak,
Haramdan kaçınalım yerinde
kapatarak.)
Bir gün de buyurdu ki:
(İmanı olan kişi,
Nasıl işleyebilir günah
olan bir işi?
Biri görecek olsa o fiili
işlerken,
Utanır ve vazgeçer o işi
işlemekten.
Halbuki Allah her an
görüyor kendisini.
Ve biliyor kalbinden neler
geçirdiğini.
O, Onu görmese de, görüyor
onu Allah.
Bunu bilen bir kişi, nasıl
işler bir günah?
Ve Allah, kendisine
yakınken ondan daha,
O, nasıl bile bile isyan
eder Allah’a?
Yaptığı her günahı,
kaydediyor melekler.
Mahşerde, bunlar ona
sorulur birer birer.
Günah işleyenleri görse
idi o şayet,
Sonlarını düşünür,
üzülürdü begayet.)
|