|
01 - HARAMDAN KAÇMAK
02 - Biz, Başıboş
Değiliz
Allah’tan kork
Bu zat, bir sohbetinde
buyurdu: (Cenab-ı Hak,
Kolaylık göstermiştir her
emrinde muhakkak.
Yani helal ve mubah
eyleyip pek çok şeyi,
Yalnız haram kılmıştır,
az, bir iki nesneyi.
Haram kılmasının da,
hikmeti vardır nice.
Çünkü zarar verirler
yenilip içilince.
Acı olan şarabı haram
kılsa da, fakat,
Helaldir hoş kokulu, nice
tatlı meşrubat.
Bütün meyve suları, hem
karanfil ve tarçın,
Helal ve faydalıdır insan
sıhhati için.
Acı ve keskin olan o
iğrenç şey, bir kere,
Benzer mi, hoş kokulu o
tatlı şerbetlere?
Bu fiziki evsaftan hem de
ayrı olarak,
Helal kullananlardan,
razıdır cenab-ı Hak.
Allahü teâlânın sevip razı
olması,
Ayrıca bir fark olup,
budur işin esası.
İpeği, erkeklere haram
kıldıysa misal,
Nice yünlü, pamuklu kumaşı
etti helal.
Erkek, halis ipeği
giyemese de, fakat,
Bu kumaşlar, ipekten
faidelidir kat kat.
Hem sonra ipek kumaş,
kadınlara helaldir.
Bunun faidesi de, yine
erkekleredir.
Altının da kadına helal,
mubah olması,
Yine erkekleredir esasında
faydası.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Olmak için muvaffak,
Riayet etmelidir iki şeye
muhakkak.
Birincisi şudur ki,
İşlemeyin hiç günah.
Zira günahkârları,
muvaffak etmez Allah.
İkincisi duadır, bakın dua
almaya.
Gariplerin duası, mühimdir
elbet daha.
Günahlardan sakınmak, ama
daha mühimdir.
Kim günahtan korkarsa, o,
hakiki mümindir.
Bir gün hazret-i Ömer,
ordu tertib ederek,
İran ordusu ile cihada
eyledi sevk.
Sa’d bin Ebi Vakkas,
başkumandandı bizzat.
Düşman kuvvetleri de,
güçlü ve çoktu fakat.
Halife, şöyle yazdı İbni
Ebi Vakkas’a:
(Düşmandan korkma ya Sa’d,
Allah’tan kork bilhassa.
Günah işleyen varsa eğer
ki askerinden,
Onu ordudan at ki, yardım
gelsin Rabbinden.
Hem günah işlerseniz, sen
ve senin askerin,
O İran ordusundan, ne
farkın kalır senin?)
Bir gün de buyurdu ki:
(Hakiki bir müslüman,
Allah korkusu ile yapamaz
günah, isyan.
Çünkü o, haya eder Allahü
teâlâdan.
Kaçınır titizlikle her
günah ve haramdan.)
|