|
01 - HARAMDAN KAÇMAK
02 - Biz, Başıboş
Değiliz
İmam-ı
Rabbani (Kuddise Sirruh)
Hindistan'da yetişen en
büyük velî ve âlim. Âriflerin ışığı, velîlerin önderi, İslâmın bekçisi,
müslümanların baştâcı, müceddid, müctehid ve İslâm âlimlerinin gözbebeğidir.
İnsanların îtikâd, ibâdet ve ahlâk husûsunda doğruyu öğrenmelerini,
öğrendikleri bu bilgiler ile amel etmelerini sağlayan, insanları Allahü
teâlânın rızâsına kavuşturmak için rehberlik eden ve kendilerine "Silsile-i
aliyye" denilen İslâm âlimlerinin yirmi üçüncüsüdür. İsmi, Ahmed bin Abdülehad
bin Zeynel'âbidîn'dir. Lakabı Bedreddîn, künyesi Ebü'l-Berekât'dır. 1563
(H.971) senesinde Hindistan'ın Serhend (Sihrind) şehrinde doğdu. İmâm-ı
Rabbânî ismiyle tanınmıştır. İmâm-ı Rabbânî, Rabbânî âlim demek olup,
kendisine ilim ve hikmet verilmiş, ilmi ile amel eden, ilim ve amel bakımından
eksiksiz ve kâmil, olgun âlim demektir. Hicrî ikinci bin yılının müceddidi
(yenileyicisi) olmasından dolayı"Müceddîd-i elf-i sânî", ahkâm-ı İslâmiye ile
tasavvufu birleştirmesi sebebiyle, "Sıla" ismi verilmiştir. Hazret-i Ömer'in
soyundan olduğu için ,"Fârûkî" nesebiyle anılmış, Serhend şehrinden olduğu
için de oraya nisbetle, "Serhendî" denilmiştir. Bütün bu vasıflarıyla birlikte
ismi, İmâm-ı Rabbânî Müceddîd-i elf-i sânî Şeyh Ahmed-i Fârûkî Serhendî'dir.
Biz
başıboş değiliz
Bir gence mektubunda
buyurdu ki: (Evladım!
Seni, bu doğru yoldan
ayırmasın Allah’ım.
Ey oğlum, sana pek çok
lutfedip Hak teâlâ,
Şereflendirmiş idi tövbe
ve istiğfarla.
Şimdi bilmiyorum ki, nefis
ile şeytanın,
Din bilgisi olmayan kötü
arkadaşların,
Arasında, o temiz halde
kalabildin mi?
Bu üç güçlü düşmana karşı
durabildin mi?
Gençlik var ve para bol,
arkadaşlar uygunsuz.
Nefsin arzularını yapmak
kolay ve ucuz.
Ey oğlum, benim sana
diyeceğim, tek şudur:
Körpeciksin, yolun da
begayet korkuludur.
Mubahları, zaruret kadar
kullanmalıdır.
Haram ve günahlara hiç
uzanmamalıdır.
Zira cenab-ı Allah, acıyıp
bu kullara,
Mubahla zevklenmeye, izin
verdi onlara.
Helal olan sayısız şeyleri
bırakarak,
Onun haram kıldığı bir iki
zevke sapmak,
Hakka karşı, ne kadar
büyük edepsizliktir.
Ne derece bir inat, ne
terbiyesizliktir.)
Allah adamlarından olan bu
mübarek zat,
Bir gün de, genç birine
şöyle etti nasihat:
(Ey oğlum, haram ile
beslenirse bir beden,
Hiç sevap kazanamaz
yaptığı ibadetten.
Kazandığın maaşı helal
ettirmemişsen,
Nasıl cevap verirsin
mahşerde Rabbine sen?
Ey oğlum, bizler kuluz,
Allah’ın emrindeyiz.
Kendi emrine buyruk ve
başıboş değiliz.
Her istediğimizi yapamayız
ki zinhar,
Zira Sahibimizin bize
emirleri var.
Burada yaşamazsak Onun
emirleriyle,
Mezarda, pişmanlıktan
başka şey geçmez ele.
Ey oğlum, gençlik çağı,
kâr ve kazanç vaktidir.
Mert olan, bu zamanı iyi
değerlendirir.
İhtiyarlık zamanı, herkese
olmaz nasip.
Olsa da, vakit olmaz
elverişli, münasip.
Vakit dahi bulunsa,
azalınca güç, kuvvet,
Yapılmaz gençlik gibi
yarar iş ve ibadet.
Oğlum, nefsimiz için
yaparız nice şeyler.
Onlar, hep sorulacak
mahşerde birer birer.
O gün günahlarımız konunca
önümüze,
Nasıl mahcup oluruz, o
zaman Rabbimize.
Hazırdır ve nazırdır
elbette cenab-ı Hak.
Ve senin her işini
görmektedir muhakkak.
Bir kimsenin işinden,
Rabbi razı olmazsa,
Ölmesi, hayırlıdır, onun
yaşamaktansa.
Bunları bile bile
haramları işlemek,
Müslümana
yakışan bir hal olmasa gerek.)
|