|
33 - İMANLA ÖLMEK İÇİN
Ölümü unutmayın
Ali Galib-i Vasfi,
buyurdu ki: (Ey insan!
Rabbin feyiz nimeti,
geliyor sana her an.
Dinli dinsiz herkese,
bilcümle mahlukata,
Geliyor bu feyizler,
bilmese de o hatta.
Zira her hücremizi, O
çalıştırmaktadır.
İbadetin özü de Onu
unutmamaktır.
Eskiden müslümanlar,
günahtan korkuyordu.
Haram işlememeğe çok
dikkat ediyordu.
Şimdi ise, her yerde (Küfür)
tehlikesi var.
Haramlar, hüner gibi
işleniyor aşikâr.
Halbuki bir harama (Ne
güzel!) derse insan,
Mazallah
kâfir olur böyle söylediği an.
Bir Allah adamına kavuşup,
onu sevmek,
Çok büyük bir nimettir,
herkese verilmez pek.)
Başka bir gün, methini
yaptılar bir kişinin.
Buyurdu ki: (Kalbinde ne
vardır ölüm için?)
Dediler ki: (Ölümden,
bahsetmez hiç o kimse.)
Buyurdu: (İyi adam
değildir öyle ise.)
Bir gün, Resulullaha sordu
biri Ensardan:
(En akıllı kimlerdir acaba
insanlardan?)
Buyurdu ki:
(Ölümü, en çok yad edenlerdir.
Ve hazırlık yapmakta,
acele edenlerdir.)
Bir veli buyurdu ki:
(Kalbim sıkıldığında,
Ölümü hatırlayıp,
rahatlarım anında.)
Ömer bin Abdülaziz,
toplayıp âlimleri,
Ölüm ve ahiretten
bahsederdi ekseri.
O kadar ağlardı ki sonra
da kederinden,
Cenaze çıkmış gibi olurdu
evlerinden.
Hasan-ı Basri dahi,
otursaydı bir yere,
Ölüm ve ahiretten
bahsederdi ilk kere.
Hazret-i Aişeye sual etti
bir hanım.
Dedi ki: (Kalbim katı,
acaba ne yapayım?)
(Ölümü çok hatırla,
yumuşar) dedi
ona.
Dediği gibi yapıp, kavuştu
muradına.
Rebi
bin Heysem dahi, bir mezar kazdı evde.
Çoğu vakitlerini geçirirdi
o yerde.
Derdi ki: (Az bir zaman,
unutsam ölümü ben,
Kalbimin karardığı, belli
olur halimden.)
Ömer bin Abdülaziz buyurdu
ki bir zata:
(Ölümü düşünürsen,
kavuşursun rahata.)
Resulullah,
gördü ki bir gurup insanları,
Yüksek sesle gülerek
geçiyor zamanları.
Yaklaşıp
buyurdu ki: (Siz, bu toplantınızda,
Lezzetleri yıkanı
hatırlayın biraz da.)
(O nedir ki?)
deyince, buyurdu ki: (Ölümdür.
O, bütün lezzetleri
temelinden götürür.)
Allahü teâlâdan korkarak,
her bir işte,
İslama
uyulursa, üstünlük budur işte.)
|