|
24 - FIRSAT, GANİMETTİR
Cehennem ateşi
Abdülhakim
Arvasi,
sohbet ehli bir veli.
Sözleri, herkes için
olurdu faideli.
Derdi ki: (Ey insanlar,
şimdi vardır Cehennem.
Şiddeti, bu ateşten kak
kat ziyadedir hem.
İşte size bir misal
vereyim ey insanlar!
Güneşte, elli milyon
derece hararet var.
Halbuki bildiğimiz var ya
demir madeni,
Üçbin
derecedeyken, erir akar su gibi.
Hararet üçbin iken böyle
olursa demir,
Güneş, tam elli milyon
derece, düşünün bir.
Mahşerde, Cehenneme
atacaklar güneşi.
Bir anda kararacak o
muazzam ateşi.
Kenarda bir top gibi
kalacak o ateşte.
Güneşin, Cehenneme nisbeti
böyle işte.
Dense ki: (Cehennemde,
beden yanar ve biter.
Öyle ise acıyı, insan
nasıl hisseder?)
Cevabı şöyledir ki,
bedenler, ahirette,
Bu dünyadaki gibi
olmayacak elbette.
Dünyadaki bedenler,
çürümeye mahkumdur.
Ve lakin ahirette bedenler
başka olur.
Yani onlar yansa da,
eriyip bitmeyecek.
Kâfirler, ebediyen böyle
azap görecek.)
Bir gün de sohbetinde,
buyurdu: (Kardeşlerim!
Size, mühim bir şeyi izah
etmek isterim.
Her kalpten, başka kalbe
bir yol vardır manevi.
Bu yolla, birbirine feyiz
akar bir nevi.
İki mümin, bir yerde eğer
karşılaşsalar,
Kalpleri arasında, hemen
bir akım başlar.
Onların ellerinde değildir
bu hareket.
Haberleri olmadan kurulur
münasebet.
Manen yüksek olanın
kalbinde olan nurlar,
Aşağıda olanın kalbine
doğru akar.
Cemaatle namazın şudur ki
bir faydası,
Mümkün olmaz herkesin her
an agah olması.
Bazısının Allah'tan gafil
oldukları an,
Bulunur cemaatte mutlaka
agah olan.
Birisi gafil iken, agahtır
bir diğeri.
Uzak bir ihtimaldir, gafil
olsun herbiri.
Böylece cemaatte,
kesintisiz olarak,
Bir huzur ve agahlık devam
eder muhakkak.
Böyle olan namaz da, olur
daha müstecap.
Cemaat, daha fazla alır
ecir ve sevap.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Allah dostu veliler,
Hayırda, her insandan daha
ileridirler.
Böyle yüksek bir zatta
olmaz gurur ve kibir.
O, herkesi kendinden daha
kıymetli bilir.
Kullar beğensin diye, bir
şey yapmaz o zinhar.
Ve asla düşünmez ki,
sevsin beni insanlar.
Bilakis çevirmiştir yüzünü
mahlukattan.
Rabbine yönelmiştir, bir
şey ummaz o halktan.)
|