|
15 - DİNDEN PARA
KAZANILMAZ
Aklımı attım, kurtuldum
Zekeriyya
Ensari,
büyük islam âlimi.
Faydalı nasihatler
ediyordu daimi.
Bir gün de buyurdu ki:
(Kul hakkı mühimdir pek.
Ahirete kalırsa, çetin
olur ödemek.
Kırbacı düşse idi
Sahabenin deveden,
İnip kendi alırdı,
gayriden istemeden.
İnsanı helak eden bir huy
var şu zamanda.
Bu, emir vermektir ki,
mevcuttur her insanda.
Hatta bu, her insanın
hücrelerinde vardır.
İnsandan can çıkmadan, en
son bu çıkacaktır.
Hanımlarınız ile
helallaşın bu yüzden.
Hatta helallaşmadan,
çıkmayın evinizden.
Hassas davranılırsa,
islama tâbiyette,
Bir kırgınlık, üzüntü vuku
bulmaz elbette.
Nerede bir ihtilaf,
sıkıntı varsa eğer,
İslama
uymamaktan, daima zuhur eder.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Üstada mutabaat,
Yani ona uyarak, bulun
huzur ve rahat.
Evliyanın büyüğü,
tasavvufun rehberi,
Hace
Behaeddin-i Buhari hazretleri,
En büyük talebesi,
Alaaddin Attar’a,
Kerimesini verip,
nikahladıkta sonra,
Ona, bir tek nasihat
vermiş idi nihayet.
Buyurdu: (Alaaddin, yalnız
beni taklid et.)
Alaaddin-i
Attar buyuruyor ki işte:
(Ben dahi üstadıma, tâbi
oldum her işte.
Onu taklid ettiğim her
işin, her hususun,
Erdim hakikatine,
bereketiyle onun.)
En kolay, en kestirme bir
yol var tasavvufta.
Bu da, aklını atıp, tam
uymaktır üstada.
Celaleddin-i
Rumi, büyük bir evliyadır.
O dahi bu hususta, şöyle
buyurmaktadır:
(Hocama kavuşunca,
zihnimde şüphe buldum.
Aklımı bırakınca, bu
şüpheden kurtuldum.)
Hakiki bir rehberi bulur
da insan eğer,
Hala kendi aklına uyarsa,
ziyan eder.)
Birgün
de buyurdu ki: (Mütevazı olan zat,
Dünya ve ahirette olur
mesut ve rahat.
Ne şikayet edilir, ne de
şikayet eder.
Çünkü kula sıkıntı,
kibrinden zuhur eder.
Yani şikayet etmek, kibire
alamettir.
Mütevazı kul ise, sanki
ölü demektir.
Hiç şikayet eder mi,
ölmüşse biri şayet?
Yahut ölmüş adamı, kim
eder ki şikayet?
Nimete kavuşmaya,
vesiledir tevazu.
Zira yüksek dağlardan,
aşağıya akar su.
Tevazu, yüksekliğin şaşmaz
alametidir.
Kibir de, alçaklığın kesin
işaretidir.
Müminin ziynetidir tevazu,
haya, edep.
Mütevazı olanlar, yükselir
her yerde hep.)
|