|
12 - GÜL, OVADA YETİŞİR
Tasavvufun tarifi
Yakub-i Germiyani,
hal ehli bir veliydi.
Nasihat ve sözleri,
gayet faideliydi.
O, bir günkü dersinde
buyurdu ki: (Ey insan!
Alçak gönüllü ol ki,
Rabbimiz etsin ihsan.
Hak teâlâ, sevmiyor
kibirli olanları.
Ve hatta rahmetinden,
uzak eder onları.
Dünya, gölge gibidir,
aldanma sakın aman!
O, öyle bataktır ki,
battıkça batar insan.
Büyükler, çoban gibi
koruyorlar bizi hep.
Onun için çok lazım
üstada saygı, edep.
(Edeb)in bir
tarifi, itiraz
etmemektir.
Büyüklerin sözüne,
başüstüne demektir.
Bu nefsi, en ziyade
tahrib eden tek husus,
Hemen (Peki)
demektir bir hak söze
bahusus.
Zira nefs-i emmare, hep
hayır demek ister.
Mütevazı olursa, peki
deyip söz dinler.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Azalmakta bu ömür.
İnsan çok yaşasa da,
nihayet bir gün ölür.
En büyük sermayesi, bu
ömürdür insana.
Onu boşa geçirmek,
yakışmaz müslümana.
Tasavvufu, yediyüz büyük
âlim ve arif,
Hepsi, kendine göre
yaptılar birer tarif.
Büyüklerden birinin
tarifi de şöyledir:
(O, ehemmi mühimme
tercih etmek demektir.)
Daha mühim olanı, kim
yaparsa her işte,
En iyi mutasavvıf
dünyada odur işte.
Yani tasavvuf demek,
vakti, en faideli,
Şeye harcamaktır ki, bu
da zordur tabii.
Sağlıklı geçen ömür, çok
büyük bir nimettir.
Maksat, salih amelle bu
ömrü bitirmektir.
Bir (Allah)
söylemekle, bir iyilik,
bir ihsan,
Yapmakla, ahirette
kurtulur belki insan.
Zira aşikâr olur, yarın
her amelimiz.
Günahımız çok ise, nice
olur halimiz?
Peygamber Efendimiz
şöyle buyuruyorlar:
(İbadet etseniz de, yine
edin istiğfar.)
Hak teâlâ veriyor,
bizler neyi istersek.
Vermek
istemeseydi,vermezdi
çünkü istek.
Kimine, kendisinin
sevgisini veriyor.
O da bunu isteyip, bu
devlete eriyor.
Yani Allah isterse
birine bir şey vermek,
Verir önce o kula, o
şeye arzu, istek.
İnsan da zanneder ki:
İyidir de amelim,
Bunun için bunları
veriyor bana Rabbim.
Halbuki iyi, kötü, her
bir arzu ve talep,
Allahü teâlâdan kullara
geliyor hep.
Sonsuz hamd ve şükürler
olsun ki Rabbimize,
Hep iyi işler için,
arzular verir bize.
Kumar, içki olsaydı eğer
isteklerimiz,
Yüzü kara kimseler
olurduk herbirimiz.) |