|
11 - GÜL KOKAR, DİKEN
BATAR
Dünya, ahiretin zıddıdır
Alaaddin Halveti,
hal ehli bir veliydi.
Vaaz ve sohbetleri, pek
çok faideliydi.
Bu zat, insanlar ile ne
zaman etse sohbet,
Derdi ki: (Ey insanlar,
ölüm vardır akıbet.
Sakın aldanmayın ki,
çabuk biter bu dünya.
Bu hayat, bir hayaldir,
yahut sanki bir rüya.
Bu faniye aldanan,
bulmaz huzur ve sevinç.
Aklı olan, gönlünü
kaptırır mı buna hiç?
Sadece dünya için
çalışırsa bir kimse,
Verir Allah, dünyalık
muradı her ne ise.
Eğer ahiret için
çalışırsa bir insan,
Allah, ikisini de, o
kula eder ihsan.
Kim ki, ikisini de elde
etmek isterse,
Her ikisinden dahi,
mahrum olur o kimse.
Dünya ile ahiret, olamaz
bir arada.
Ahirete çalışan, kavuşur
dünyaya da.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Bir hususta eğer siz,
Üç ayrı kişi ile
istişare etseniz,
Dünya adamı ise, eğer ki
o kimseler,
Üçü de, farklı farklı
size cevap verirler.
Çözüm getirmek için
sonra bu meseleye,
Allah adamlarından
sorsanız yüz kimseye,
Hepsinin de cevabı aynı
olur muhakkak.
Zira her meselede, bir
tektir elbette hak.
Hatta evvelkilerin
söyledikleri ile,
Bu zatların cevabı, ters
düşer birbiriyle.
Buna sebep şudur ki,
dünya ehli kişiler,
Dünya menfaatini, en
önce düşünürler.
Çeşit çeşit olunca dünya
menfaatleri,
Elbette, farklı farklı
cevap verir her biri.
Halbuki velilerin ölçüsü
bir tek olur.
O da, Hakkın rızası ne
ise, ölçü odur.
Veliler, düşünmezler
dünyayı hiçbir zaman.
Allah'ın rızasıdır
onlarca mühim olan.
Allah'ın rızası da tek
olunca her işte,
Cevap dahi tek olur,
incelik burda işte.
Onlar, ahiretini düşünür
her kişinin.
Halleri, başkasına
benzemez bunun için.
Her sual karşısında,
muhakkak bu veliler,
(Ahiret) ölçüsüne
göre karar verirler.
Başka insanlar ise, (dünya)yı
ölçü alır.
İşlerinin esası, hep
dünyaya dayanır.
Halbuki bu ikisi, zıddır
birbirlerine.
Birine doğru gelen,
yanlıştır diğerine.
Ayrıca, bir incelik
vardır ki yine bunda,
Bir Allah adamına, bir
şey sorulduğunda,
O işin en hayırlı cevabı
neyse eğer,
Onu, Allah, o zatın
kalbine ilham eder.
Hatta yanlış bir cevap
verse dahi o kişi,
Yine hayra çevirir Hak
teâlâ o işi.
|