ŞİİRLERLE MENKIBELER

GÜZEL NASİHATLAR

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

11 - GÜL KOKAR, DİKEN BATAR

Teslimiyet

 

Alaaddin Halveti, ilim ehli bir zattı.

İşi hep, insanlara öğüt ve nasihattı.

 

Herkese güler yüzlü davranırdı her zaman.

İstifade ederdi binlerce kimse ondan.

 

O derdi ki: (Allah'a yakın olan veliler,

Bütün insanlar için, bulunmaz nimettirler.

 

Böyle yüksek bir zata, rastlar ise bir kişi,

Hep ona danışarak yapmalıdır her işi.

 

Kendi aklını atıp, uyarsa o rehbere,

Kavuşur ahirette, sonsuz saadetlere.

 

O kadar çok sever ki o Allah adamını,

Ondan başka şeylerin, anmaz bile adını.

 

Vaktiyle bir beldede, yaşarmış ki bir kimse,

Nazarında, herşeyden kıymetliymiş elbise.

 

Elbiseyi, bir hayli özenerek giyermiş.

Herşeyden daha fazla, buna önem verirmiş.

 

Bu kişi, gidip bir gün demiş ki bir Veliye:

(Beni de kabul edin, lütfen talebeliye.

 

Ne derseniz yaparım itiraz etmeksizin.

Yeter ki, talebeniz olayım ben de sizin.)

 

O zat cevap vermeden, yemek ikram eylemiş.

O ise yemiş ama, aklı elbisedeymiş.

 

Sonra da, ellerini yıkamak gayesiyle,

Bakınmış etrafına acep su nerde? diye.

 

O zat, denemek için söylemiş ilk emrini.

Demiş ki: (Elbisene siliver ellerini.)

 

O, daha ilk emirde, hemen etmiş itiraz.

Demiş ki: (Elbiseye el sürmek doğru olmaz.)

 

Ayrılacağı zaman, arz etmiş ki o yine:

(Bir vazife verin de, getireyim yerine.)

 

Buyurmuş: (Bir vazife verdik sana çok hafif.

Onu bile yapmayıp, oldun bize muhalif.

 

Nasıl yapacaksın ki, başka iş versek bile?

Bu yerde, sana göre iş yoktur, güle güle!)

 

Ve yine bunun gibi, bir talebe, rüyada,

Görmüş bir evliyayı, yüksekçe bir duvarda.

 

Demiş ki: (Ey efendim, sizi çok seviyorum.

Bir iş emretseniz de, onu yapsam diyorum.

 

Ne kadar zor olsa da, hiç itiraz etmeden,

Ve hiç düşünmeksizin, yaparım onu hemen.

 

Mesela şu duvardan atla deseniz bile,

Atlarım düşünmeden, sizin bir emrinizle.)

 

O böyle söyleyince, (Peki atla!) buyurmuş.

Talebe, bu emirle fena halde bozulmuş.

 

Bu emri yapmak için etmişse de çok gayret,

Ve lakin atlamaya edememiş cesaret.

 

Mahcubiyet içinde demiş: (Ama efendim,

Bu duvar çok yüksekmiş, cesaret edemedim.)

 

Kolay değil tabii, kusursuz teslimiyet.

Ya Rabbi, bu nimeti hepimize nasib et.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan