|
09 - İSLAMİYET NEDİR ?
Muvaffak olmanın sırrı
Abdülhakim Arvasi,
şanı büyük bir veli.
(İman)ı anlatırdı
camilerde ekseri.
Buyurdu: (Bir kula ki,
Rabbimiz verdi iman,
Öyle ise nedir ki,
etmedi ona ihsan?
Ve Allah, bir kula ki,
imanı vermemiştir.
Böyle olduktan sonra, ne
ki ona vermiştir?
Senelerdir imanı
anlattım camilerde.
Anlayan, üçü beşi
geçmemiştir yine de.
Zira iman şudur ki, kul,
korkarak Allah'tan,
Çok küçük olsa bile,
kaçınır her günahtan.
Mesela kul hakkını
düşününce bir mümin,
Ayağını uzatıp, yatamaz
rahat, emin.)
Bir gün de buyurdu ki:
Olmak için muvaffak,
Riayet etmelidir, iki
şeye muhakkak.
Birincisi şudur ki,
işlemeyin hiç günah.
Zira günahkârları,
muvaffak etmez Allah.
İkincisi (dua)dır,
bakın dua almaya.
Gariplerin duası,
mühimdir bunda daha.
Kim, bir kulun gönlünü,
ferahlatırsa eğer,
Yüz senelik teheccüd
sevabı elde eder.
Günahlardan kaçınmak,
mühimdir elbet daha.
Hakiki mümin olan,
yanaşmaz bir günaha.
Bir gün hazret-i Ömer,
ordu tertib ederek,
Güçlü bir düşman ile,
cihada eyledi sevk.
Sa'd bin Ebi Vakkas
başkumandandı o gün.
Düşman kuvvetleri de,
güçlü idi büsbütün.
Halife, şöyle yazdı İbni
Ebi Vakkas'a:
(Düşmandan korkma sakın,
Allahtan kork bilhassa.
Günah işleyen varsa
askerinden ya Sa'd!
Onu ordudan at ki,
erişsin sana imdad.)
Bir gün de Ömer Faruk,
kendisi bizzat yine,
Hücuma geçmiş idi, bir
düşman kalesine.
Lakin kale düşmedi,
günler geçti aradan.
Topladı huzuruna
askerini o zaman.
Buyurdu ki: (Bu küffar
dayanmazdı bu kadar.
Öyleyse aramızda, bir
günah işleyen var.
Zira bu vakte kadar,
düşmeliydi bu kale.
Kim günah işliyorsa, son
versin o bu hale.)
Sahabe çok üzülüp,
ağladı cümlesi hep.
Dediler ki: (Acaba, ne
oldu buna sebep?)
O sırada, erlerden biri
öne çıkarak,
Halini, Halifeye arz
etti ağlayarak.
Dedi ki: (Teheccüde
kalktığımda bu gece,
Misvakı bulamayıp,
abdest aldım öylece.
Ben misvak sünnetine
edemedim riayet.
Sebep bu olabilir,
efendim beni affet.)
Buyurdu ki: (Evladım,
tövbe eyle Allaha.
Terk etme bu sünneti
bundan sonra bir daha.)
(Peki efendim) deyip,
istiğfar etti o er.
Hakikaten peşinden,
fetih oldu müyesser. |