|
09 - İSLAMİYET NEDİR ?
Ölüm acısı zordur
Abdülhakim Arvasi,
bir günkü vaazında,
Konuşurken, ölümden
açılmıştı mevzu da.
Biri ona sordu ki:
(Efendim, bu insanlar,
Acaba can verirken, ne
kadar acı duyar?)
Cevaben buyurdu ki:
(Ölüm'ün en hafifi,
Öyle şiddetlidir ki,
mümkün olmaz tarifi.
Ne zaman ki bir kişi,
gelse (Ölüm)
haline,
Sanki konur iki dağ
omuzu üzerine.
İynenin deliğinden
çıkacak ruhu sanır.
Yerle gök birleşir de, o
arasında kalır.
Sanki onun içinde, bir
dikenli çalı var.
Onu tutup, ağzından,
kuvvetle çekiyorlar.
Bütün hücrelerine
takılmış dikenleri.
Çektikçe parçalıyor,
takıldığı yerleri.
Can vermenin acısı,
fazladır hatta şundan,
İnsana yetmiş defa kılıç
vuruluşundan.
Fakat mümin, görerek
huri ve melekleri,
Onların zevki ile,
duymaz bu elemleri.
Daha da şiddetlidir
lakin (Kabir azabı).
Hiç kalır buna göre, can
verme ızdırabı.
Çünkü kabir, yakındır
ahiret hayatına.
Benzer azapları da,
ahiret azabına.
Bu kabir azabı da, böyle
çok şiddetliyken,
Hiç kalır (Mahşer)deki
azaplara nisbeten.
Bir damlanın, derya'ya
nisbeti nasıl ise,
Bunlar da, birbiriyle
edilmez mukayese.
O meydanda bin sene
bekleşirken insanlar,
Güneş, bir mızrak boyu
yaklaşıp, halkı yakar.
Bir ayağın üstünde,
bulunur binbir ayak.
Günahlarına göre, tere
batar cümle halk.
Öyle çok sıkışır ki
kâfirler izdihamdan,
Temenni ederler ki,
kurulsa hemen mizan.
Derler ki: Hesabımız
görülse de hemence,
Şu sıkıntılı halden,
kurtulsak bir an önce.
Halbuki bilmezler ki,
bitince sual, hesap,
Başlayacak bu sefer,
daha elim bir azap.
Çünkü girecekleri
Cehennemin ateşi,
Öyle şiddetlidir ki,
bulunmaz asla eşi.
Mahşer meydanındaki acı
ve sıkıntılar,
(Cehennem)
azabının yanında hiç
kalırlar.
Bir kum taneciğinin,
kainata nisbeti,
Ne ise, öyle çoktur
Cehennemin şiddeti.
Oradan bir kıvılcım,
dünyaya düşse eğer,
Onun hararetinden, bu
dünya erir, biter.
Hem kalmaz bir kararda
azaplar Cehennemde.
Gün geçtikçe, şiddeti,
durmadan artar hem de.
Kurtuluş ümidi de,
küffara olmaz elbet.
Bu acı azaplarda,
kalırlar ilel-ebed.
Kalbinde, zerre kadar
doğru imanı olan,
Cehenneme girse de,
çıkarılır sonradan.) |