|
05 - PEKİ DİYEN KAZANIR
Kalpteki hastalık
Seyyid
Fehim Arvasi,
büyük evliya idi.
Sözleri, hasta olan
ruhlara deva idi.
O, bir gün buyurdu ki:
(Kalp, Allah'a
mahsustur.
Onun muhabbetiyle, bulur
rahat ve huzur.
Eğer ki meylederse,
Allah'tan gayrisine,
O kalp hasta demektir,
bakmalı çaresine.
Mesela hubb-u dünya bir
kalbe girse eğer,
Hastalığı kapmıştır,
tedavi icab eder.
Kalbinden bu sevgiyi,
kim etmişse tam ihraç,
O zatın sohbetidir bu
derde asıl ilaç.
Allah adamlarının sözü
ve nasihati,
Söküp atar gönülden,
dünyaya muhabbeti.
Hubb-u
dünya, her kimin
kalbinde varsa eğer,
Onlardan uzak durup,
görmemek icab eder.
Zira bu kişilerle
beraberlik ve ülfet,
İnsanı, bu belaya
sürükler en nihayet.
Zira bir kap üzümden,
çürük olsa bir teki,
Diğer sağlamları da
çürütür elbetteki.
Çünkü çabuk yayılır her
kötülük ve zulmet.
Lakin çok zor yayılır
iyilik, güzel haslet.
Hadiste buyuruldu:
(İki mümin, müslüman,
Bir yerde, bir araya
gelirlerse bir zaman,
Allah ve Peygamberden
bahsetmezlerse eğer,
Hak teâlâ onlara,
elbette lanet eder.)
Halbuki büyüklerden
bahsedilen bir yere,
İner mutlak surette,
rahmet-i ilahiyye.
Kitabı okunursa onların
yine şayet,
Yağar yine oraya, bir
bereket ve rahmet.
Zira o büyüklerin bir
sözü, bir nazarı,
Söküp atar kalplerden,
karartı ve pasları.
Hakkı bâtıl olandan
ayırmak, tefrik etmek,
Herkesin yapacağı kolay
iş değildir pek.
Dünyada en müşkil iş,
hak nedir, bâtıl nedir?
Bunu, doğru olarak ayırt
edebilmektir.
Tasavvufta yükselmiş,
çok yüksek evliyalar,
Hakkı bâtıl olandan,
kolayca ayırırlar.
Böyle bir evliyaya
kavuşursa bir kişi,
Dünya ve ahirette kolay
olur her işi.
Kitaplarını dahi, seve
seve okuyan,
Ayırır
bu sayede, o da hakkı
bâtıl'dan.
Rastgele
bir kitabı okursa birisi
de,
Şeytanın maskarası olur
neticesinde.
Vaktiyle bir müslüman,
Kâbe'ye gidecekmiş.
Rastgele
birisine gidip yol sual
etmiş.
Onun tarif ettiği bir
yola girmiş, ama,
Nice sonra Kâbeyi,
sormuş başka adama.
O demiş: (Ne Kâbesi,
burası Horasan'dır.
Aksi istikamette
gelmişsin ne zamandır.)
Halbuki bu arada, geçmiş
hac mevsimi de.
Yanlış yere sormanın,
zararı budur işte. |