|
04 - MUHTAÇLARA YARDIM
Ateş deyip geçmeyin
Abdülaziz Dehlevi,
âlim ve veli zattı.
İşi, dine hizmet ve
gençlere nasihattı.
Bir gün, talebesiyle
sohbet ederken bu zat,
(Dünya)dan
bahsederek, şöyle etti
nasihat:
(Kardeşlerim, dünyanın
bilcümle servetiyle,
Hiç bir değeri yoktur
indallah zerre bile.
Sinek kanadı kadar
kıymeti olsa idi,
Onlardan, kâfirlere, bir
yudum su vermezdi.
Gerçi bazı kâfirler,
zengindir, malları çok.
Ama hiç o malların,
indallah kıymeti yok.
Allah, dünya malına
kıymet vermediğinden,
Hiç sevmediklerine
veriyor bu nimetten.
Ama onlar, Cennetten tam
mahrum olacaklar.
Cennetin, kokusunu bile
duyamayacaklar.
Kâfirlere verilen o
mallar, ahirette,
Onların azabını
arttıracak elbette.
Müslüman olanlar da,
malının zekatını,
Vermezse, ahirette
yüklenir azabını.
Zekatı verilmeyen o
mallar, o paralar,
Mahşerde ateş olup,
sahiplerini yakar.
(Ateş) deyip
geçmeyin, ona hiç
dayanılmaz.
Bir kibrit alevine
elinizi tutun az.
Su biraz çok ısınsa,
abdest alamıyorum.
(Ya Rabbi, bu insanlar
nasıl yanar?) diyorum.
Şimdi bazı insanlar, bir
parçacık menfaat,
Uğruna, Cehenneme
sürükleniyor, heyhat!
Kalpten dünya sevgisi
çıkmadıkça velhasıl,
Hakiki saadete, olamaz
kimse vasıl.
Bu, hele bu zamanda çok
çetin ve müşkildir.
Bu, çok ibadet ile
olacak şey değildir.
Çok oruç tutmak ile ve
kılmakla çok namaz,
Kalpten, dünya sevgisi,
yine çıkarılamaz.
Bunu elde etmenin, bir
yolu var ki şu an,
O da, bu saadete, bu
nimete kavuşan,
Bir Allah adamını sevip,
ona uymaktır.
Kendi aklını atıp, ona
tâbi olmaktır.
Çünkü o büyüklerin,
doğrudur her işleri.
Onlara tâbi olmak,
kurtarır kişileri.
Zira bir vasıtaya
bindiğinde bir kimse,
Ona tâbi olmalı,
sürücüsü kim ise.
Mesela bir gemiye
binerse biri şayet,
Geminin kaptanına tâbi
olur o elbet.
Tâbi olmayacaksa,
binmesin gelip buna.
Bindiyse, uymalıdır
geminin kaptanına.
Eğer müdahaleye
kalkarsa, o, ahmaktır.
Dinimizin esası, çünkü
tâbi olmaktır.
Hazret-i Ebu Bekir,
kâfirlere dedi ki:
(Madem ki O söyledi,
doğrudur elbette ki.)
(Edeb)in bir
tarifi, itiraz
etmemektir.
Büyüklerin emrine, hemen
peki demektir. |