|
83 - ABDULLAH EL YUNEYNİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Şaraplar sirke oldu
Şam şehrinde yetişen
büyük bir evliyadır.
Künyesi, Ebül Osman,
adıysa Abdullahtır.
Binyüzotuzaltıda
dünyaya gelen bu zat,
Seksen yaşına yakın,
eyledi Hakka vuslat.
Bir gün dereye indi,
abdest almak üzere.
Bir nasrani, katırla
geliverdi o yere.
Katır, şarap yüklüydü,
köprüyü geçiyorken,
Hayvan ürküp, yükleri
üstünden attı birden.
Abdullah el Yuneyni,
görüp bu hadiseyi,
Yardım etmesi için,
çağırdı bir kimseyi.
İkisi beraberce,
koştular ona hemen.
Yükleri, o katıra
yüklediler tamamen.
Nasrani duygulanıp,
sevindi gayet buna.
Teşekkür eyleyerek,
devam etti yoluna.
O yardım eden ise,
düşündü ki o saat:
Ne için yardım etti
kâfire bu veli zat?
Takib
etti ardından nasraniyi
gizlice.
Ki, Acep şarapları ne
yapacak gidince?
Nasrani, katırıyla gitti
bir yere kadar.
Bir şarap dükkanının
önünde kıldı karar.
Meğer satmak üzere
getirmiş o onları.
İndirdi şarap yüklü
bildiği bidonları.
Ve lakin o şarapçı,
bağırdı ki pür telaş:
(Ben şarap istemiştim,
sirke değil arkadaş!)
Nasrani de şaşırıp,
hayret etti o anda.
Baktı ki, hakikaten
sirke var her bidonda.
Dedi: (Bunlar şaraptı,
sirke olmuş, çok
hayret.)
O anda kendisine, geldi
birden hidayet.
Katırını bağlayıp, döndü
hemen geriye.
Geldi hem ağlayarak, bu
mübarek veliye.
Ellerini öperek o islam
büyüğünün,
Müslüman olmak ile,
şereflendi aynı gün.
Yine bu mübarek zat, bir
Cuma sabahında,
Cuma namazı için, gusl
etti dergahında.
Cumayı kıldırarak,
çağırdı müezzini.
Dedi: (Sen bilir misin
cenaze hizmetini?)
O, (Bilirim) deyince,
buyurdu: (Öyle ise,
Yarın vefat edersem, sen
hizmet eyle bize.)
Bir şeyler sezer oldu
müezzin bu sözlerden.
Dedi: (Hizmetindeyiz
efendim biz cümleten.)
Camiden ayrılarak sonra
bu büyük veli,
Bir ağacın altında,
topladı talebeyi.
Uzun sohbet eyleyip
buyurdu ki bu kere:
(Beni, vefat edersem
defnediniz şu yere.)
Ertesi gün mescitte, o
sabah namazını,
Kıldırıp, uzun yaptı dua
ve niyazını.
Sonra kıbleye dönüp,
başını eğdi öne.
Cemaat beklerdi ki,
birazdan kalkar yine.
Ve lakin kalkmayınca
yerinden o bir saat,
Baktılar, vefat etmiş
yerinde o büyük zat.
Müezzin, hatırlayıp
dünkü vasıyetini,
Yaptı hep ağlayarak
cenaze hizmetini.
Ve yine defnettiler
vasıyeti üzere,
Gösterdiği ağacın
altındaki o yere. |