ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

83 - ABDULLAH EL YUNEYNİ (Rahmetullahi Aleyh)

Şaraplar sirke oldu

 

Şam şehrinde yetişen büyük bir evliyadır.

Künyesi, Ebül Osman, adıysa Abdullah’tır.

 

Binyüzotuzaltı’da dünyaya gelen bu zat,

Seksen yaşına yakın, eyledi Hakk’a vuslat.

 

Bir gün dereye indi, abdest almak üzere.

Bir nasrani, katırla geliverdi o yere.

 

Katır, şarap yüklüydü, köprüyü  geçiyorken,

Hayvan ürküp, yükleri üstünden attı birden.

 

Abdullah el Yuneyni, görüp bu hadiseyi,

Yardım etmesi için, çağırdı bir kimseyi.

 

İkisi beraberce, koştular ona hemen.

Yükleri, o katıra yüklediler tamamen.

 

Nasrani duygulanıp, sevindi gayet buna.

Teşekkür eyleyerek, devam etti yoluna.

 

O yardım eden ise, düşündü ki o saat:

Ne için yardım etti kâfire bu veli zat?

 

Takib etti ardından nasraniyi gizlice.

Ki, Acep şarapları ne yapacak gidince?

 

Nasrani, katırıyla gitti bir yere kadar.

Bir şarap dükkanının önünde kıldı karar.

 

Meğer satmak üzere getirmiş o onları.

İndirdi şarap yüklü bildiği bidonları.

 

Ve lakin o şarapçı, bağırdı ki pür telaş:

(Ben şarap istemiştim, sirke değil arkadaş!)

 

Nasrani de şaşırıp, hayret etti o anda.

Baktı ki, hakikaten sirke var her bidonda.

 

Dedi: (Bunlar şaraptı, sirke olmuş, çok hayret.)

O anda kendisine, geldi birden hidayet.

 

Katırını bağlayıp, döndü hemen geriye.

Geldi hem ağlayarak, bu mübarek veliye.

 

Ellerini öperek o islam büyüğünün,

Müslüman olmak ile, şereflendi aynı gün.

 

Yine bu mübarek zat, bir Cuma sabahında,

Cuma namazı için, gusl etti dergahında.

 

Cumayı kıldırarak, çağırdı müezzini.

Dedi: (Sen bilir misin cenaze hizmetini?)

 

O, (Bilirim) deyince, buyurdu: (Öyle ise,

Yarın vefat edersem, sen hizmet eyle bize.)

 

Bir şeyler sezer oldu müezzin bu sözlerden.

Dedi: (Hizmetindeyiz efendim biz cümleten.)

 

Camiden ayrılarak sonra bu büyük veli,

Bir ağacın altında, topladı talebeyi.

 

Uzun sohbet eyleyip buyurdu ki bu kere:

(Beni, vefat edersem defnediniz şu yere.)

 

Ertesi gün mescitte, o sabah namazını,

Kıldırıp, uzun yaptı dua ve niyazını.

 

Sonra kıbleye dönüp, başını eğdi öne.

Cemaat beklerdi ki, birazdan kalkar yine.

 

Ve lakin kalkmayınca yerinden o bir saat,

Baktılar, vefat etmiş yerinde o büyük zat.

 

Müezzin, hatırlayıp dünkü vasıyetini,

Yaptı hep ağlayarak cenaze hizmetini.

 

Ve yine defnettiler vasıyeti üzere,

Gösterdiği ağacın altındaki o yere.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan