|
80 - EBU MİDYEN MAĞRİBİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Keramet sahibiydi
Asıl adı Şuayb bin Hasen
ise de, ancak,
(Ebu Midyen Mağribi)
denir lakab olarak.
Endülüste doğdu ve hep
Fasta sürdü hayat.
Binyüzdoksanyedide,
orada etti vefat.
İlmi, (Ebu Yazi)den
aldı daha ziyade.
Sonra Gavs-ül azamdan
etti çok istifade.
Maliki mezhebinde, bir
fıkıh âlimiydi.
Muhyiddin-i
Arabi, onun talebesiydi.
Diğer ilimlerde de mahir
idi çok yine.
İnsanlar, akın akın
gelirdi sohbetine.
İnce, kibar ve zarif,
mütevazı idi hem.
Kerametler sahibi bir
zat idi mükerrem.
Âlimler, edep ile
otururdu önüne.
İlim, hikmet saçardı hep
onların gönlüne.
Bereketlenmek için, o
devirde insanlar,
Bu zata el sürmeyi
bilirlerdi büyük kâr.
Biri sordu: (Efendim,
insanlar böyle size,
Yapınca, kibir ucub
gelmez mi nefsinize?)
Buyurdu: (Asırlardır
peygamberler, veliler,
Hacer-ül esvede de,
böyle hep el sürerler.
Nasıl gelmiyor ise ona
ucub ve kibir,
Bizim durumumuz da,
aynen bunun gibidir.)
Bir deniz sahilinde
dururken bu büyük zat,
Bir düşman gemisi de,
yanaştı tam o saat.
Müslüman esirlerle dolu
idi gemi de.
İnip, esir aldılar bu
büyük veliyi de.
Sonra da dediler ki:
(Yola devam edelim.)
Ve lakin gemileri,
yürümedi bir milim.
Çok uğraştılarsa da
gemiyi yürütmeye,
Fakat gemi, mıh gibi
çakılmıştı o yere.
Zalimler, anladılar
hemen hatalarını.
Ve serbest bıraktılar bu
Allah adamını.
Lakin o buyurdu ki:
(Esirleri kâmilen,
Serbest bırakmazsanız,
ben de çıkmam gemiden.)
Zalimler baktılar ki,
yok başka çareleri.
Bıraktılar bilcümle
müslüman esirleri.
En son Ebu Midyen de
çıkar çıkmaz gemiden,
Başladı harekete
gemileri yeniden.
O, bir gün buyurdu ki:
(İşin başı, muhabbet.
Allah adamlarını sevmeye
edin gayret.
Onların hürmetine,
yağıyor yağmur ve kar.
Onların kalplerinden,
kalplere feyiz akar.
Muhabbet bağı ile akıp
gelir feyiz, nur.
Feyzin miktarı ise, bu
sevgi kadar olur.
Onlara, ne kadar çok
beslenirse muhabbet,
Kalbe, o kadar fazla
akar feyiz, bereket.
Muhabbet az olsa da, o
feyiz yine akar.
Yeter ki, o zatlara
olmasın kalpte inkâr.
Eğer inkâr var ise, o
feyiz gelmez olur.
Zira buyuruldu ki: İnkâr
eden, mahrumdur.
Tanımamış olsa da o
veliyi birisi,
Az da olsa, feyzinden
olur istifadesi.
Lakin onu severse, daha
çok faydalanır.
Çünkü feyzin miktarı,
muhabbete bağlıdır.)
|