|
76 - VEYSEL KARANİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Ölümü hiç unutma
Her gün Veysel Karani,
yapardı çok ibadet.
Evliyalıkta dahi,
yükselmiştir begayet.
O, Resulü görmeden,
feyzine kavuşmuştur.
Ve hatta tabiinin, en
yükseği olmuştur.
Halk, Üveys-i Karniye,
divane derdi önce.
Sonra, büyüklüğünü
anladılar iyice.
Çok hürmet göstermeye
başlayınca ona halk,
Terk etti o diyarı, bu
yüzden ayrılarak.
O yaşlı annesi de vefat
eylediğinde,
Karndan
çıkıp, yerleşti Kufe
vilayetine.
Lakin onu Kufede,
olmadı pek tanıyan.
Zira o, kendisini
gizlerdi insanlardan.
Harem bin Hayyandır ki,
görenlerden birisi,
Fıratın
kenarında, gidip buldu
Üveysi.
Bu zat anlatıyor ki: Onu
çok merak ettim.
Bu dünya gözü ile, onu
görmek istedim.
Kufeye
kadar gidip, buldum onu
nihayet.
Baktım, su kenarında
alıyor o an abdest.
Yaklaşıp selam verdim, o
dahi baktı bana.
Dedim: (Merhamet etsin
ya Üveys Allah sana.)
O kadar çok sevdim ve
acıdım ki o kadar,
Ağlayıp, gözlerimden
aşağı aktı yaşlar.
Çünkü çok zayıf idi,
ağladı o da o an.
Sordu bana: (Nasılsın ey
Harem ibni Hayyan?)
Dedim: (İyiyim ama,
tanımazken hiç beni,
Nasıl bildin hem benim,
hem babamın ismini?)
Dedi: (Her şeyi bilen,
bildirdi bunu bana.
Ruhum aşina idi zaten
senin ruhuna.)
Dedim: (Resulullahtan,
bana bir hadis söyle.)
Dedi ki: (Göremedim, ben
Onu baş gözüyle.
Ben onun haberini,
duydum başkalarından.
İşitmedim bir hadis,
bizzat kendi ağzından.)
Dedim ki: (Öyle ise,
okuyun da bir âyet,
Sizden duymuş olayım,
isterim bunu gayet.)
Bir Euzü Besmele
söyleyip o da hemen,
Sonra, şu âyetleri okudu
ki mealen:
(İnsanları, cinleri,
beni tanımaları,
Ve sırf ibadet için
yarattım ben onları.
Yeri, göğü ve bunlar
arasında ne ki var,
Oyun olsun diyerek,
yaratılmadı bunlar.)
Sonra bir sayha vurdu,
feryad etti orada.
Aklının gittiğini sandım
ben o arada.
Sordu bana: (Buraya
niçin geldin ey Harem?)
Dedim ki: (Geldim sizi,
görüp tanışıyım hem.)
Buyurdu:
(Bir müslüman, tanıyınca
Rabbini,
Lüzum yok tanımaya Ondan
gayri birini.)
(Yine söyle) deyince,
dedi ki:
(Yattığında,
Bil ki, ölüm bekliyor
yastığının altında.)
|