|
76 - ABDURRAHMAN BİN
MUHAMMED
(Rahmetullahi Aleyh)
Kerametleri vardı
Hal ehli kimse olup,
kerametleri vardı.
Halk, onu büyük bilir,
çok sevip sayarlardı.
Hac mevsimi gelince,
otururdu evinde,
Lakin onu, insanlar
görürdü hac yerinde.
Gelip haber verince,
hacda gördüklerini,
(Yanlışınız var) deyip,
setr ederdi kendini.
Çoğu kabul olurdu,
duaları indallah.
Zira yüksek mertebe
vermişti ona Allah.
Bazı fasık kimseler,
gelerek huzuruna,
Dua buyurmasını rica
ettiler ona.
O da kabul buyurup,
kaldırdı ellerini.
Dedi: (Ya Rab, ıslah et
bunların hallerini.)
Duası kabul olup, hepsi
tövbe ettiler.
Salih amel işleyip,
günahı terk ettiler.
Yine biri vardı ki
Kur'anı ezber bilen,
Üzmüştü bir kimseyi,
onun sevdiklerinden.
Vakta
ki vakıf oldu, buna o
mübarek zat,
O kimsenin hıfzından,
her şey gitti o saat.
Hatasını anlayıp, gelip
özür diledi.
O anda, bildikleri
hıfzına geri geldi.
Bir gün de, bir iş için,
bulunduğu diyardan,
Uzun bir yolculuğa
çıkacaktı bir zaman.
Çarşıdan geldi o gün,
elinde bir bez ile.
Zevcesini çağırıp, dedi
ki: (Beni dinle.
Öyle zannederim ki,
seferdeyken bu fakir,
Bir erkek evladımız
dünyaya gelebilir.
Aynı günde ölürse eğer o
evladımız,
Ona, kefen olarak bu
bezi kullanınız.)
Böyle tembih ederek,
çıktı o yolculuğa.
Bir erkek çocukları
dünyaya geldi sonra.
Baktılar, hakikaten
oğlan idi o, fakat,
Onun dediği gibi, aynı
gün etti vefat.
Bıraktığı o bezi, ona
kefen yaptılar.
Bir kerameti daha,
böylece oldu izhar.
Bir gün de, bu büyük
zat, bağının meyvesini,
Pazarda satmak için,
vekil etti birini.
O kimse, meyveleri
pazarda sattı, lakin,
Paranın bir kısmını,
gizleyip oldu hain.
O, derhal anlayarak
böyle gizlediğini,
Okudu Peygamberin ona şu
hadisini:
(Firaset-i müminden
sakının ey müminler!
Allahın nuru ile zira o
nazar eder.)
O kimse bunu duyup, fark
etti ki o ara,
Yılan şekline girmiş,
sakladığı o para.
Vücuduna girmeye
çalışırdı ki, o an,
Hatasını anlayıp,
gönülden oldu pişman.
Hemen özür dileyip,
tövbe etti Allaha.
Dedi: (Girmeyeceğim
artık hiçbir günaha.) |