|
74
- ABDULLAH BİN ALEVİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Bir âlim ve evliya zatı
tanımıyanla tanıyan
arasındaki fark, gözleri
ama olanla olmayan
arasındaki fark gibidir.
(Kelam-ı kibar)
Bana değil, ona sorun
Bir gün geldi birisi, bu
zatın huzuruna.
Yazdığı şiirlerden,
okudu biraz ona.
Şiirin mevzuu da, ölüm
ve ahiretti.
Ve dirilip, mahşerde
hesaba çekilmekti.
Bir hayli duygulanıp,
buyurdu ki bu defa:
(Okuduğun sözlerden,
okur musun az daha?)
O, bilirdi bu zatın bir
veli olduğunu.
Kendi kurtuluşuna, bir
fırsat bildi bunu.
Dedi ki: (Bir şart ile
okurum ondan size.
Kefil olur musunuz
Cennete girmemize?)
Buyurdu: (Benim gücüm
etmez buna kifayet.
Lakin verebilirim, sana
çok mal ve servet.)
Dedi ki: (Ne yapayım
geçici bir serveti?
Temin edin siz bana,
ebedi saadeti.)
Abdullah-ı Alevi, dua
etti o zaman:
(Ya Rabbi, hıfz et bunu
Cehennem azabından.)
Bu Allah adamından
alınca böyle dua,
Okuduğu şiirden, okudu
biraz daha.
Henüz geçmemişti ki
aradan fazla zaman,
Bu kişi vefat edip, göç
etti bu dünyadan.
Vefat eylediğini duyunca
bu veli zat,
Techiz
ve tekfinini kendisi
yaptı bizzat.
Cenaze namazını kıldırıp
kendi yine,
Kendi elleri ile, defn
eyledi kabrine.
Sonra telkinini de,
kendisi okuyarak,
Mevtanın, kabrindeki
halini etti merak.
Hak teâlâ, gözünden
kaldırdı perdesini.
Gördü Münker-Nekirin o
kabre gelmesini.
Önce, büyük korkuya
kapıldıysa da, fakat,
Sonra yüzü güldü ve oldu
sakin ve rahat.
Mübarek cemalinin, bu
değişikliğini,
Görüp, sordu cemaat bu
işin hikmetini.
Buyurdu: Bu mevtanın
halini ettim merak,
Gösterdi Rabbim bana,
perdeyi kaldırarak.
Baktım ki, bu kabire
gelerek Münker-Nekir,
Suale başladılar:
(Rabbin kim, dinin
nedir?)
Ben, merak ederdim ki,
nasıl cevap verecek?
Baktım, benim ismimi
onlara söyleyerek,
Dedi ki: (Benim hocam
Abdullah Alevidir.
Bunları ona sorun, o
size cevap verir.)
O böyle söyleyince,
kapıldım endişeye.
Ki, nasıl muamele
ederler bu kişiye?
Melekler dediler ki:
(Madem ki hocan bu zat,
Sana azap yapmayız, ol
müsterih ve rahat.
Sana ve üstadına selam
olsun!) dediler.
Başka bir şey sormadan,
o yeri terk ettiler.
Bunu dahi görünce, zail
oldu endişem.
Bunun için güldüm ve
yerine geldi neşem. |