|
74
- ABDULLAH BİN ALEVİ
(Rahmetullahi Aleyh)
Bir duası kâfiydi
İlmiyle amil olan
âlimlerden biridir.
Tasavvufta dahi hem,
yükselmiş bir velidir.
Bir gün, Mekke şehrinde
rastladı ki birine,
İçki içiyor idi, gitti
çok garibine.
O kimseye yaklaşıp,
buyurdu ki: (Be adam!
Böyle mübarek yerde
işlenir mi hiç haram?)
Dedi ki: (Biliyorum,
haramdır bu mel'anet.
Ben de, bundan üzüntü
duyuyorum begayet.
Çok istiyor isem de
hatta bunu bırakmak,
Lakin olamıyorum bu
hususta muvaffak.)
Buyurdu ki: (Bırakmak
nasib olursa eğer,
Bir daha içmemeye, bir
söz ver bana yeter.)
Adam, çok sevmiş idi bu
evliya kişiyi.
Dedi: (Söz veriyorum,
içmem bu pis içkiyi.)
O zaman, şöyle dua etti
ki bu veli zat:
(Ya Rabbi, bu beladan
sen bunu eyle azad.)
O anda, o kimsenin
değişti kalbi birden.
Tam bıraktı içkiyi, o
andan itibaren.
Halisane olarak, etti
tövbe, istiğfar.
Bozmadı tövbesini, ta
ölünceye kadar.
O gece, rüya gördü
Abdullah-ı Alevi.
Bir münadi, göklerden
verirdi bir haberi.
Diyordu ki, söyleyip
ismini bu kişinin:
(Filan yerde, bir kabir
kazınız onun için.
Kim hazır bulunursa,
onun cenazesinde,
Mağfiret olacaktır, bu
mevta sayesinde.)
Uyanıp, o kimseyi
evinden sordu bizzat.
Dediler ki: (Bu gece,
çok güzel etti vefat.)
O bildirilen yerde,
kazdılar mezarını.
Abdullah bin Alevi,
kıldırdı namazını.
Buyurdu: (Ey insanlar,
bilin ki şunu mutlak,
Sizi, ahiret için
yarattı cenab-ı Hak.
Böyle iken, bir mümin,
bırakıp ahireti,
Günahlara dalarsa, ne
olur akıbeti?
Halbuki dünya fani,
ebedidir ahiret.
Orada, her amelden hesap
var hem de elbet.
Bak, ömrün azalıyor,
ölüme gidiyorsun.
Hazırlığın bile yok,
niçin üzülmüyorsun?)
Bir gün oturuyordu oğlu
ile bir yerde.
Eğlenen bir cemaat gördü
biraz ilerde.
Buyurdu ki: (Evladım,
şunların haline bak.
Birkaç yıl sonra hepsi,
kabirlerde olacak.
Halbuki her günaha,
hesap vardır, bu kati.
Onlar da biliyorlar bu
müthiş hakikati.
Aklı olan, dünyada,
henüz ecel gelmeden,
Ölüm ve ahirete
hazırlanır önceden.
Bilir ki, dünya fani,
ebedidir ahiret.
Ahirete, daha çok
gösterir sa'y-ü gayret.) |