ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

71 - EBU İSHAK İBRAHİM (Rahmetullahi Aleyh)

Üstadda kusur aranmaz

 

Ebu İshak İbrahim, evliyadan bir kişi.

İnsanlara nasihat vermek idi hep işi.

 

Edep timsali olup, siması güzeldi pek.

Herkese, her hususta olmuştu iyi örnek.

 

Büyüklerin yoluna girmeden henüz bu zat,

Şöyle bir hadiseyi yaşadı kendi bizzat:

 

Evliya-yı kiramdan Müslim-i Mağribi’nin,

Geldi ziyaretine, feyizyab olmak için.

 

Mescide vardığında, oldu tam akşam vakti.

Çok uzun yürümekten, kalmamıştı takati.

 

Müezzin, namaz için başlayınca kamete,

Müslim-i Mağribi de yürüdü imamete.

 

O dahi safa girip, imama uydu, fakat,

Kalbine, vesveseler hücum etti o saat.

 

Şöyle ki, fatiha’yı dinleyip ilk rekatta,

Bazı tecvid hatası bulmuştu kıraatta.

 

Düşündü ki: Ben böyle bilmezdim evliyayı.

Henüz okuyamıyor tecvitle fatiha’yı.

 

Buraya gelmek için, aştım dağlar, tepeler.

Lakin bu zahmetlerim, boşuna gitmiş meğer.

 

Yürüdüm bunca zaman uzun mesafeleri.

Bari gece kalıp da, döneyim yarın geri.

 

Beğenmedi bu zatı, yapacakken başa tac,

Görüşmeye bile hiç duymadı bir ihtiyaç.

 

Ve bir kez oturmadan mübarek sohbetine,

Sabahleyin erkenden, yola çıktı o yine.

 

Ve lakin çıkar çıkmaz, gördü koca bir arslan.

Korkup geri çekildi, yürüdü başka yoldan.

 

Baktı ki o yolda da, daha irileri var.

Korkudan (İmdat!) diye bağırdı bi-ihtiyar.

 

Müslim-i Mağribi de işitince bu sesi,

Anlayıp, dışarıya teşrif etti kendisi.

 

Bu mübarek veliyi görür görmez hayvanlar,

Suçlu gibi utanıp, hemen toparlandılar.

 

Gelip o arslanların, tutup kulaklarından,

Azarladı onları işbu yaptıklarından.

 

Buyurdu ki: (Ben size dememiş miydim, zinhar,

Hiçbir misafirime vermeyin asla zarar!)

 

O anda, arslanların çok mahcup oldu hali.

Baş eğip, terk ettiler hemence o mahalli.

 

O, bu gördüklerine eyledi çok taaccüp.

Hatasını anlayıp, utandı, oldu mahcup.

 

Derhal özür dileyip, o halden oldu uzak.

Sonra, kendi kendine dedi: (Ey Ebu İshak!

 

Sen, kim oluyorsun ki, bir evliya kimseye,

İtibar etmiyorsun tecvidi bilmez diye.

 

Yalnız zahire göre hüküm verilir mi hiç?

Mühim olan kalptir ki, her şey onda mündemiç.

 

Hiç isnad edilir mi üstada hata, kusur?

Onlarda hata gören, bulur mu rahat, huzur?

 

Hem sonra, büyüklerde bir kabahat aramak,

Cümle kabahatların, büyüğüdür muhakkak.

 

Kim üstadına karşı, davranırsa bi-edep,

Hiç muvaffak olamaz, çalışsa da ruz-ü şeb.

 

Kim görse üstadında, kusurdan zerre bir iz,

Yükselemez bu yolda, kesilir hemen feyiz.

 

Onlarda kusur gibi görürsen eğer bir hal,

Muhakkak bir hikmeti var diye düşün derhal.

 

İlerlemek istersen, dikkat et sözlerine.

Onun ayak tozunu, sürme yap gözlerine.

 

Tek bir teveccühünü, bil bulunmaz ganimet.

Çünkü yükselmek için, bu yolda şarttır himmet.)

 

O, bunları düşünüp, oldu ona tam teslim.

Çalışıp, himmetiyle oldu büyük bir âlim.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan