|
68 - MUHAMMED BAKIR(Rahmetullahi
Aleyh)
Keramet sahibiydi
Talebesinden biri
anlatır ki şöylece:
(Mekkeden, Medineye
gitmiş idim bir gece.
Üstadımı görmeyi çok
istiyordum, fakat,
Sabah olmamış idi,
erkendi henüz saat.
O gece yarısında, geldim
kapı önüne.
Kapıyı vurmak için,
tereddüt ettim yine.
Dedim: (Gece yarısı,
rahatsız etmeyeyim.
Gidip, sabaha kadar bir
yerde bekleyeyim.)
Ben böyle düşünürken,
duydum onun sesini.
Baktım, çağırıyordu
kendi hizmetçisini.
Diyordu ki: (Kalk hele,
dışarıda biri var.
Hemen içeri al ki,
yağıyor yağmur ve kar.)
Sonra kapı açıldı, içeri
girdim hemen.
Hürmetle öpüverdim
mübarek ellerinden.
Biri dahi Kufede, bu
mübarek veliyi,
Düşmanlara aldanıp,
tanımazdı pek iyi.
O kimse, geldi birgün
İmamın huzuruna.
Talebesi içinde, şöyle
söyledi ona:
(Ben şöyle işittim ki,
Kufede falancadan:
Bir melek duruyormuş
yanında senin her an.
Dostun mu, düşmanın mı,
müslüman mı, kâfir mi?
Sana haber verirmiş, bu,
hiç olabilir mi?)
Bunları söyleyince o
hazret-i İmama,
(Sen ne iş yapıyorsun?)
diye sordu adama.
(Buğday satıcısıyım)
dediyse de o adam,
(Sen yalan söylüyorsun)
buyurdu ona İmam.
O dedi: (Ara sıra arpa
da satıyorum.)
Buyurdu: (Bu da yalan,
sen hurma satıyorsun.
Ne için doğru sözden
ediyorsun inhiraf?)
Deyince, o, doğruyu
hemen etti itiraf.
Ve şaşkın vaziyette sual
etti bu sefer:
Dedi: (Sana bunları, kim
veriyor ki haber?)
Buyurdu ki: (Yanımda,
bir melek var ya benim.
Onun söylemesiyle oluyor
hep haberim.
Sen de, şu hastalıktan
edersin birgün vefat.)
O kimse, o marazdan
vefat etti hakikat.
Biri de anlatır ki:
Muhammed Bakır ile,
Bir vakit, gitmiş idik
Halifenin evine.
O zaman buyurdu ki: (Bu
hane yıkılacak.
Toprakları taşınıp, sırf
taşları kalacak.)
Ben, içimden dedim ki:
(Bu, olacak iş midir?
Kim halife Hişamın
evini yıkabilir?)
Aradan fazla zaman
geçmemişti ki fakat,
Hişam
bin Abdülmelik, aniden
etti vefat.
Yerine, oğlu Velid
halife oldu hem de.
Evin yıkılmasını emir
verdi o demde.
Hakikaten Hişamın evi o
gün yıkıldı.
Toprakları taşınıp,
yalnız taşları kaldı.
Zeyd bin Zeynel Abidin,
gelmişti birgün ona.
Gidince, arkasından
şöyle buyurdu bana:
(Bu genci şehid edip,
başını gezdirirler.
Sonra da, bir kamışın
üzerine dikerler.)
Ben bunu işitince, çok
hayret ettim, fakat,
Fazla zaman geçmeden, bu
da oldu hakikat. |