|
67 - KASIM BİN MUHAMMED
(Rahmetullahi Aleyh)
Kalbi nur saçıyordu
Medine şehrindeki yedi
büyük âlimin,
Biri ve büyüğüdür hem
dahi tabiinin.
Ebu
Bekr-i Sıddıkın
torunudur ki bu zat,
Ondan yayılıyordu her
ilim ve füyuzat.
Ne zaman ki babası vefat
etti şehiden,
Yetim kaldı o vakit, hem
yaşı küçük iken.
Ve yanında büyüdü
hazret-i Aişenin.
Halası oluyordu zira o,
bu kimsenin.
Sahabe-i kiramdan
yetişip bir çoğuna,
İslam ilimlerine, oldu
vakıf, aşina.
Tasavvuf ilminde de
mütehassıs idi tam.
Resulün saçtığı nur,
onunla etti devam.
Hazret-i Ebu Bekr-i
Sıddıktır ki dedesi,
Onda toplanmış idi
marifetlerin hepsi.
Yani Resulullahın
mübarek kalplerinden,
Çıkan nurlar, hep ona
akmış idi kâmilen.
Hem de, Resulullahın,
Peygamberliğe ait,
Görevlerinden biri, şu
idi ki o vakit,
Kur'an-ı
kerimdeki manevi
ilimleri,
Hak teâlâya ait çok
yüksek bilgileri,
Sahabe-i kiramın
istidadına göre,
Akıtmaktı, o nurlu,
seçilmiş gönüllere.
İşte, Resulullahın
mübarek kalbindeki,
Yüksek marifetlerden var
idiyse her ne ki,
Hepsini akıtmıştır Ebu
Bekrin kalbine.
O da verdi Selman-ı
Farisinin kalbine.
Selman-ı
Farisi de, bu nurları
alarak,
Kasım bin Muhammede
aktardı tam olarak.
O da, Resulullahın
kalbinden çıkıp akan,
Kalpten kalbe geçerek,
kendisinde toplanan,
Bu nur ve feyizleri,
olduğu gibi yine,
Akıtmıştır Cafer-i
Sadıkın kalplerine.
Bu nur ve bu feyizler,
ta kıyamete kadar,
Seçilmiş olanların
kalbinden böyle akar.
Böyle yüksek bir âlim
idi ki, buna rağmen,
Yine de tevazuyu
bırakmazdı elinden.
Dinin her ahkamını,
gayet iyi bilse de,
Konuşmaya korkardı bir
dini meselede.
Ona, dini mesele sorulsa
idi eğer,
(Pek iyi bilmiyorum) der
idi çoğu sefer.
Bu zat buyuruyor ki:
(Sahabe-i kiramdan,
Bir kimsenin gözleri,
ama oldu bir zaman.
Ziyarete gittiler onu
teselli için.
O zat, şöyle diyordu hiç
de üzülmeksizin:
(Ben, Peygamberimizi
görmek için sadece,
Gözümün görmesini
isterdim daha önce.
Lakin bulunmayınca bu
dünyada O artık,
Ne kıymeti vardır ki,
gözlerim olmuş açık.
Göremedikten sonra
Sevgili Peygamberi,
Arzu etmem, gözlerim,
görsün başka şeyleri.
Ve hatta Tübalenin
ceylanlarında olan,
Güzel gözleri bile,
istemem Vallah şu an.
Yani ama gözlerim,
açılsa şu an dahi,
Bu sebep iledir ki
sevinemem Vallahi.)
|