ŞİİRLERLE MENKIBELER

REHBER İNSANLAR

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhara Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

65 - BEKİR BİN ABDULLAH MÜZENİ (Rahmetullahi Aleyh)

Beş vakit namazını kılan ve altmış yaşını geçmiş bir müslüman, şehit olarak ölür. Hanımlar için yaş haddi yoktur. (Kelam-ı kibar) 

Hasetçinin akıbeti

 

Bir hükümdar vardı ki bu velinin devrinde,

İyi ahlak sahibi veziri vardı bir de.

 

Saf kalpli olduğundan, onu çok seviyordu.

O da, bu hükümdara sık sık şöyle diyordu:

 

(İyilik edenlere, iyi davran sen yine.

Kötünün kötü işi, kâfi gelir kendine.)

 

Bir de kıskanç vardı ki, onu çekemiyordu.

Bu veziri, kıymetten düşürmek istiyordu.

 

O, bir gün hükümdara dedi ki: (Filan vezir,

Sizin aleyhinizde sözler söylemektedir.

 

Diyor ki: Hükümdarın ağzı fena kokuyor.

Yanına yaklaşınca, bana çok dokunuyor.

 

Eğer inanmazsanız, çağırın akşam onu.

Dikkat edin, eliyle tutacaktır burnunu.)

 

Hükümdarın yanından çıkar çıkmaz bu kişi,

O vezirin yanına gitmek oldu ilk işi.

 

Dedi ki: (Ey vezirim, bu öğlen yemeğine,

Teşrif eder misiniz bu fakirin evine?)

 

Lakin o, yemeklere koydurdu bol sarmısak.

O da, yedi onlardan, gaflette bulunarak.

 

Lakin akşam gidince, sultanın huzuruna,

Mecburen bir elini tutuverdi ağzına.

 

Zira ağzı, çok fena sarmısak kokuyordu.

Hükümdarı rahatsız etmek istemiyordu.

 

Lakin aldanmış idi, sultan o hasetçiye.

Düşündü: Onun sözü doğruymuş meğer diye.

 

Çok kızıp, bir valiye yazdı bir mektubunu.

Ona verip, dedi ki: (Valiye götür bunu.)

 

Lakin ne yazdığını, vezir hiç bilmiyordu.

Halbuki sultan ona, şöyle emrediyordu:

 

(Geleni boğazlayıp, derisini yüzesin.

İçine ot doldurup ve bana gönderesin!)

 

Vezir o mektup ile giderken o valiye,

Rastladı birden bire o hasetçi kişiye.

 

Hasetçi zannetti ki: Taltif mektubudur bu.

Dedi: (Ben götüreyim, istersen o mektubu.)

 

O adamı kırmayıp, gönlü hoş olsun diye,

(Peki) deyip, mektubu verdi o hasetçiye.

 

Vali, alıp okudu sultanın mektubunu.

Derhal adamlarına emretti: (Tutun şunu!)

 

Öldürüp, derisini yüzdürdü bir an önce.

Ot doldurdu içini bu emir gereğince.

 

Ertesi gün, veziri sağ görünce hükümdar,

Şaşırıp, huzuruna çağırdı onu tekrar.

 

Dedi: (Benim hakkımda, duydum dedi-kodunu.

Herkese söylermişsin ağzımın koktuğunu.)

 

Vezir (Hayır) deyince, sordu ki: (Madem öyle,

O gün, niçin burnunu tutmuş idin elinle?)

 

Dedi ki: (Sarmısaklı yemiştim öğleyin hep.

Ağzımı, elim ile tutmuştum bundan sebep.)

 

Sultan dedi: (Ey vezir, haklıymışsın sen yine.

Kötünün kötü işi, kâfi gelir kendine.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan