|
64 - RABİA-İ ADVİYYE
(Rahmetullahi Aleyha)
Yetim ve öksüzdü
Tabiin-i kiramdan,
mübarek bir hanım zat.
Seksen yaşında iken,
Kudüste etti vefat.
Babası İsmail ki, fakir
idi bir nice.
Kendisinin üç kızı var
idi bundan önce.
Bu dahi kız olunca, oldu
dört kız evladı.
Dördüncü manasına,
(Rabia) kondu adı.
Rabia-i
Adviyye, dünyaya
geldiğinde,
Saracak bir bez bile yok
idi evlerinde.
Annesi mahzun olup, rica
etti beğinden:
(Git biraz kandil yağı
al komşunun birinden.)
Lakin o, yıllar yılı
şunu bilirdi ki hep:
Allah'tan gayrisinden,
edilmez bir şey talep.
Hanımı üzmenin de,
islamda yoktu yeri.
Komşunun kapısına el
sürüp döndü geri.
Dedi: (Kapı kapalı, geri
geldim almadan.)
Hanım bunu duyunca, çok
ağladı o zaman.
O da çok üzülmüştü,
uyudu o arada.
Hazret-i Peygamberi
görüverdi rüyada.
Peygamber Efendimiz
buyurdu: (Ey İsmail!
Üzülme, zira bunlar
üzülecek şey değil.
Bu kızın, çok yüksek bir
makama erecektir.
Ve yetmiş bin kişiye,
şefaat edecektir.
Bu sabah uyanınca,
gidiver valinize.
De ki: Resulullah'ın
selamları var size.
Dedi ki: O, her gece,
okurdu yüz salevat.
Halbuki geçen gece,
unuttu bunu fakat.
Keffareti
olarak, sana gelen
kimseye,
Kendi helal malından,
yüz altın ver hediye.)
O sabah uyanınca, valiye
koştu hemen.
Buyurduğu sözleri,
nakletti ona aynen.
Resulün selamını
işitince o vali,
Sevinç ve sürurundan,
bambaşka oldu hali.
Zira Peygamberimiz selam
gönderiyordu.
)Ya Rabbi bu ne nimet,
ne saadet) diyordu.
Bir daha duymak için
Resulün selamını,
Dedi ki: (Duyamadım,
tekrar et kelamını.)
Resulün selamını tekrar
etti valiye.
Lakin o, doymuyordu bu
sözü dinlemeye.
Dedi ki: (Ey kardeşim,
az duyuyor kulağım.
O sözünü, bir daha de
ki, iyi duyayım.)
Söyletti yedi defa
Resulün selamını.
Her bir selamı için,
ayırdı (yüz altın)ı.
(Yediyüz altın) oldu,
verdi onun eline.
Tazim ve hürmet ile
uğurladı evine.
Biraz büyümüştü ki Rabia
hazretleri,
Vefat etti peşpeşe
annesiyle pederi.
Artık o kimsesizdi,
ortada yalnız kalıp,
Hizmetçi yaptı onu, bir
zalim yakalayıp.
Gaibden denildi ki:
(Kendini üzme sakın.
Çok yüksek olacaktır
Cennetteki makamın.) |