|
62 - FUDAYL BİN İYAD
(Rahmetullahi Aleyh)
Ne cevap vereceksin?
O gün Fudayl bin İyad,
Harun Reşid gelince,
Tesirli sözleriyle,
öğütler verdi nice.
Abbasi halifesi idi ki
Harun Reşid,
O nasihat ettikçe, olurdu
çok müstefid.
O Allah adamına arz etti
ki: (Ey Fudayl!
Gayet ferahlıyorum, söyle
yine bu minval.)
Buyurdu: Büyük baban
hazret-i Abbas dahi,
Amcası oluyordu Resulün
bizatihi.
O, Resul-i ekreme gelerek
bir gün yine,
Dedi: (Beni emir yap, bir
kavim üzerine.)
Ona, cevap olarak buyurdu
ki: (Ey amcam!
Nefsinin üzerine yaptım
ben seni başkan.)
Yani kendi nefsini itaate
getirmen,
İyidir, bin senelik halkın
ibadetinden.
Hem dahi
Resulullah buyurdu: (Ahirette,
Bir kavme başkan olmak,
pişmanlıktır elbette.)
Harun Reşid dedi ki: (Yine
söyle ey Fudayl!)
Buyurdu ki: Ey Harun,
sultanlık büyük vebal.
Ömer bin Abdülaziz, sultan
oldu ilk daha.
Başvurdu ulemadan Salim
bin Abdullaha.
Dedi: (Girdim altına,
gayet ağır bir yükün.
Altından kalkmam için,
çaresi nedir bu gün?)
Buyurdu ki: (Kurtulmak
istersen azabından,
Teb'andan
yaşlıları, kabul et kendi baban.
Gençleri kardeşin bil,
çocukları evladın.
Kadınları anan bil,
kızları kendi bacın.
Sen, bu yakınlarına nasıl
davranıyorsan,
Kendi teb'ana dahi, yap
iyilik ve ihsan.)
Harun onu dinliyor, bir
yandan ağlıyordu.
(Ey Fudayl, biraz daha
nasihat et) diyordu.
Buyurdu ki: (Ey Harun, bil
ki, şu güzel yüzün,
Cehennemde yanar da, çok
çirkin olur bir gün.
Zira nice güzel yüz vardır
ki halk içinde,
Yanarak çirkinleşir,
Cehennem ateşinde.
Ve yine niceleri vardır ki
başkan, emir,
Yarın mahşer yerinde,
olurlar mahbus, esir.)
Harun'un ağlaması
şiddetlendi iyice.
Dedi: (Ferahlıyorum
bunları dinleyince.)
Buyurdu ki: (Ey Harun,
kork ve titre Allah'tan.
Millete zulmetme ki,
kurtuluş yok azaptan.
Her bir icraatından,
soracak Hak teâlâ.
Ne cevap vereceksin, onu
düşün evvela.
Bu dünya baki değil,
ölürsün bu gün yarın.
Kabir suallerine, hazır mı
cevapların?
Sığamazken sen bugün
koskoca saraylara,
Ölünce, sığacaksın o
daracık mezara.
Sen bu gün hükümdarsın,
görürsün çok iltifat.
Hükümdar olduğuna
bakmazlar orda fakat.)
Öyle çok ağladı ki Harun
Reşid bu sefer,
Vezir dedi: (Ey Fudayl,
söyleme, artık yeter.)
|